Sinir Sisteminin Organizasyonu Sinapsların Temel Fonksiyonları

Sinir Sisteminin Organizasyonu Sinapsların Temel Fonksiyonları

Sinir sistemi,endokrin sistemle birlikte vücuttaki kontrol fonksiyonlarının büyük kısmını üstlenmiştir.Genellikle,sinir sistemi vucutta,kas kontraksiyonları,hızlı değişen viseral olaylar ve hatta bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder.Endokrin sistem ise bunun aksine ilke olarak vucuttaki metabolik fonksiyonları düzenler.
Her bir sinir hucresine nöron adı verilir.Nöronların birleşim yerlerine de sinaps denir.Sinir sistemi,uyguladığı kontrol işlevlerinin karmaşıklığı yonunden benzersizdir.Çeşitli duyu organlarından milyonlarca bilgi biti(parçası) alır,vücudun cevaplarını oluşturmak üzere onları entegre eder.Bu bolumun amacı,ilk olarak,sinir sisteminde butun bu mekanizmaların ana çizgilerini belitmektir.Daha sonra da,merkezi sinir sistemisinapslarının fonksiyonlarını belirteceğiz.Arkasından da,sinir sistemine sinyallerin girişini,ondaki iletisini ve çıkışını ele alacağız.Bunları izleyen bolumlerde de,sinir sistemini oluşturan yapıların fonksiyonlarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Sinir Sisteminin Genel Organizasyonu

Duysal Bolum – Duyu Reseptorleri

Sinir sistemi aktivitelerinin çoğu duyu reseptorlerinden gelen duysal bilgilerle başlar.Bu reseptorler,gorme reseptorleri,vucut yüzeyindeki dokunma reseptorleri yada oteki çeşit reseptorler olabilir.Alınan duysal bilgiler(izlenimler)ani reaksiyonlara neden olur yada beyinde dakikalar,haftalar yada yıllarca depo edilerek,gelecekteki vücut reaksiyonlarının saptanmasına yardım eder.

Şekil-1’de duysal sistemin,tüm vücut yüzeyindeki ve derin yapılarındaki reseptorlerden duysal bilgileri ileten somatik bolumu gosterilmiştir.İnformasyonlar,merkezi sinir sistemine spinal sinirler yolu ile girer ve şu yapılarda yer alan çok sayıdaki primer duysal alanlara iletilir:
a)Medulla spinalisin tüm düzeyleri,
b)Medulla oblongata,pons ve mezensefalon retikuler maddesi,
c)Serebellum,
d)Talamus ve
e)Beyin kabuğunun somatik duysal alanları.
Sinyaller bu primer duysal alanlara ek olarak sinir sisteminin oteki alanlarındaki istasyonlara da iletilir.

Motor Bolum Uygulama Organları

Sinir sisteminin en onemli nihai rolü,vücut aktivitelerinin kontroludur.Bunu
a)Bütün vucuttaki iskelet kaslarının kontraksiyonu
b)İç organlardaki düz kasların kontraksiyonu ve
c)Vücudun iç ve dış salgı bezlerinin denetimi ile yürütür.Bütün bu fonksiyonlara sinir sisteminin motor fonksiyonları kas ve bezlerede ,sinir sinyalleri ile gonderilen emirleri uyguladıklarından uygulama organları (efektor)adı verilir.

Şekil-2’de sinir sisteminin iskelet kaslarının kontraksiyonlarını kontrol eden motor ekseni gorulmektedir.Bu eksene paralel olarak,düz kasları ve bezleri kontrol eden benzer bir sistem daha,otonom sinir sistemi vardır.Şekil-2’de iskelet kaslarının,merkezi sinir sistemindeki çeşitli düzeylerden kontrol edilebildiğine dikkat ediniz:
a)Omurilik,
b)Medulla oblongata,
c)Bazal gangliyonlar,
d)Serebellum,
e)Motor korteks.
Bütün bu farklı alanların vücut haraketlerinin kontrolunde özgün rolleri bulunmaktadır.Alt bolgeler,özellikle vücudun duysal alanlara ani,otomatik cevapların verilmesi,yukarı bolgeler de beyindeki düşünme ürünü olan vücut hareketlerinin kontrolü ile ilgilidirler.

İnformasyonların İşlenmesi Sinir Sisteminin ‘Entegratif ’ Fonksiyonu

Eğer her duysal bilgi biti bazı motor reaksiyonları yaratsaydı,vücut fonksiyonlarının kontrolu yonunden etkili olmayacaktı.Bu nedenle sinir sisteminin başta gelen gorevlerinden biri,gelen bilgileri uygun motor nöronları yaratacak şekilde işlemektir.Gerçekten,beyin gelen duysal bilgilerin %99’dan fazlasını geçersizve önemsiz olarak ayırır.Örneğin,genellikle vücutta elbiselere değen vücut bolumlerinden,otururken oturma yerinden hiç haberdar olmayız.Aynı şekilde,dikkat,görme alanında ancak cisimlerden birine yoneltilirÇevredeki sürekli gürültü genellikle fon düzeyine indirgenir.
Önemli duysal informasyon seçildikten sonra,istenen cevap içinbeyindeki özel motor bolgelere gonderilir.Buna sinir sisteminin entagrif fonksiyonu adı verilir.Eğer bir şahıs elini sıcak bir sobaya değdirirse,istenen cevap eli geri çekmek ve buna ek olarak da tüm vücudun sobadan uzaklaştırılması,belki de ağrı ile bağırma gibi cevapların da verilmesidir.Bütün bu cevaplar vücuttaki total motor sistem aktivitesinin küçük bir bölümünü oluşturur.
İnformasyonların İşlenmesinde Sinapsların Rolu
Nöronların birbirine bağlantı yerleri olan sinapslar sinyal iletisinin kontrolu yonunden üstünlüğü olan bolgelerdir.Burada onemli olan,sinapsların,sinir sisteminde sinir sinyallerinin dağılma yonlerini nasıl saptadıklarıdır.Bazı sinapslar sinyalleri bir nörondan otekine kolaylıkla iletirken,bazılarıda ancak güçlükle iletir.Bundan başka,sinir sisteminin oteki alanlarından gelen kolaylaştırıcı yada inhibe edici sinyaller,sinapları bazen iletiye açarak,bazen de kapatarak kontrol ederler.Dahası,bazı postsinaptik nöronlar çok sayıda impulsa cevap verirken,ötekiler ancak birkaçına cevap verir.Boylece,sinapslar çok defa zayıf sinyalleri duraklatıp,kuvvetlilerin geçmesine izin vererek,bazı zayıf sinyalleri seçip,bazen de sinyalleri tek bir yone değil,fakat çeşitli yonlere gondererek,seçici bir faaliyet gosterirler.

Bilgilerin Depo Edilmesi Bellek

Önemli duysal informasyonların ancak kucuk bir bolumu ani bir motor cevap yaratır.Geri kalanının buyuk bolumu,motor aktivitenin gelecekteki kontrolunde ve düşünme işleminde kullanılmak üzere depo edilir.Bu depo işleminin buyuk bolumu beyin korteksinde olursa da,betin tabanında belki de omurilikde de informasyonlar,az miktarda depo edilir.Bellek dediğimiz,informasyonların depo işlemide sinapsların fonksiyonudur.Yani,belirli tiplerdeki duysal sinyalleri geçiren sinaps dizileri,aynı sinyalleri bir dahaki sefere daha kolay iletme yeteneği kazanırlar.Bu olaya fasilitasyon (kolaylaştırma) diyoruz.Duysal sinyaller birçok defalar geçtikten sonra,sinapslar o kadar kolaylaşır ki,bizzat beyinden doğan sinyaller,duysal giriş uyarılmasa bile,impulsların aynı sinaps dizilerinden iletisine neden olur.Bu,şahısta orjınal duyuların algılanmasına yol açar.Aslında olay duyuların hatırlanmasından ibarettir.Ne yazık ki,sinapsta yer alan fasilitasyon olayının kesin mekanızmasını bilmiyoruz.Hatıralar bir kere sinir sisteminde depo edildikten sonra,işlem mekanızmasının bir bolumunu oluşturur.Beyinde dusunme işlemi,yeni duysal izlenimleri,depo edilen anılarla karşılaştırmaktan ibarettir.Hatıralar yeni duysal informasyonların seçimine ve bunları ileride kullanılmak üzere,uygun depo alanlarına ya da vücuttaki cevapların hazırlanması için motor alanlara gonderilmesine yardımcı olur.
Merkezi Sinir Sistemi Fonksiyonunda Üç Büyük Düzey
İnsan sinir sistemi,kalıtsal olarak filogenetik gelişimdeki her aşamanın özgün karakteristiklerini tasır.Bu kalıtım nedeniyle merkezi sinir sisteminin fonksiyonları üç büyük düzeye özgün nitelikler taşımaktadır.
1)Medulla spinalis düzeyi
2)Alt beyin düzeyi
3)Yüksek beyin veya korteks düzeyi
Medulla Spinalis Düzeyi
Biz çok defa medulla spinalisin yalnız vücutta periferden gelen sinyalleri beyne yada ters yonde beyinden vücuda ilettiğini düşünürüz.Ancak bu gerçeğe uymaz;omurilik bıyun bolgesinde kesilsikten sonra da birçok fonksiyonları devam eder,orneğin,medulla spinalisteki çeşitli devreler aşağıdaki fonksiyonları sürdürür:
1)Yürüme hareketleri,
2)Vücudun bazı kısımlarının cisimlerden uzaklaşmasını sağlayan refleksler,
3)Vücudu,yerçekimine karşı taşımak üzere bacakların sertleşmesi,
4)Lokal kan damarlarını,gastroentestinal hareketleri vb. kontrol eden refleksler,
5)Birçok baska fonksıyonlar.
Gerçekten de,sinir sisteminin üst bolgeleri sinyalleri vücutta perifere yalnız direkt olarak gondermekle kalmayıp,medulla spinalisin kontrol merkezlerine de gonderir,daha doğrusu,bu merkezlere gorevlerini yapmaları için emreder.
Alt Beyin Düzeyi
Vücutta,bilinç dışı adı verdiğimiz faaliyetlerin hepsi olmasa bile çoğu,beynin alt bolumleri,medulla oblongata,pons,mezensefalon,hipotalamus,talamus,serebellum,ve bazal gangliyonlar tarafından kontrol edilir.Arter basıncı ve solunumun bilinç dışı kontrolu başlıca medulla oblongata ve ponsta olur.Dengenin kontrolu,serebellumun eski bolumu ile medulla oblongata,pons ve mezensefalonun retikuler maddesinin ortak fonksiyonudur.Besinlerin tadına cevap olarak uyanan salya salgısı,dudak yalama gibi beslenme refleksleri medulla,pons ve mezafolon,amigdala ve hipotalamus gibi alanlardan kontrol edilir;hiddet,uyarılma,sexüel faaliyetler,ağrı ya da haz reaksiyonları hayvanlarda korteks olmadan da gelişir.
Üst Beyin ya da Kortikal Düzey
Sinir sisteminin medulla spinalis va alt beyin düzeylerindeki fonksiyonlarını saydıktan sonra acaba beyin korteksine yapacak ne kalmaktadır?Bunun yanıtı karmaşıktır.Ancak beyin son derece geniş bir bellek deposu olmasıyla başlayabilirizKorteks hiçbir zaman yalnız çalışmaz;her zaman sinir sisteminin alt merkezleri ile birlikte çalışır.
Beyin kabuğu olmadan,alt beyin fonksiyonları çoğu kez dakik değildir.Beyin kabuğundaki geniş bilgi deposunda bu fonksiyonları amaca uygun,kesin ve dakik işlemlere çevirir.
Nihayet düşüncelerin tümü onun ürünü olmadığı halde beyin kabuğu,düşünme işlevlerinin çoğu için temel yapıdır.Gerçekten alt merkezler,beyin korteksinin uyanıklığına neden olur ve beyin düşünme mekanizmasına bellek bankasına açar.

Böylece sinir sisteminin her bolumunun özgün fonksiyonlar yaptığını görüyoruz.Birçok entegratif (tümleyici) fonksiyonlar medulla spinaliste,beynin bilinçdışı fonksiyonlarının birçoğu da tamamen beynin alt bolumlerinden kaynaklanarak uygulanır.Fakat sahısların zihin duyasını açan kortekstir.
Merkezi Sinir Sistemi Sinapsları
Sinir sisteminde bilgi,başlıca birbirini izleyen nöronlarla iletilir.Ancak,bu impulsların aşağıdaki işlemlere uğradıklarını da goz onunde tutmak gerekir.
a)İnformasyonların iletisi
b)Tek bir impuls,tekrarlayan impulslara dönüşebilir
c)Başka nöronlardan gelenlerle entegre edilerek,birbirini izleyen noronlarda daha çok karmaşık bir karakter kazanabilir.Bütün bu işlemler noronların sinaptik fonksiyonları olarak sınıflandırılabilir.
Sinaps Tipleri-Kimyasal ve Elektriksel Sinapslar
Sinir impulslarının bir nörondan otekine iletildiği noronlar arası bağlara sinps adı verilir.Hayvanlar aleminde başlıca iki çeşit sinaps bulunmaktadır.
1)Kimyasal sinaps
2)Elektriksel sinaps
Pratik yönden sinir sistaminde sinyallerin iletildiği sinapsların hemen hepsi kimyasal sinapslardır.Bunlarda ilk nöron,sinaps bölgesinde nörotransmitter adı verilen bir kimyasal madde salgılar ve bu transmitter nöronun eksite ve inhibe ettiği ya da başka yoldan duyarlığını değiştirdiği ikinci nöronun membranındaki reseptor prateinleri etkiler.Şimdiye kadar 30’dan fazla transmitter maddesi bulunmuştur.
Elektriksel sinapslar elektriği bir hucreden otekine ileten direkt kanallardır.Bunların çoğu küçük protein tübüllerinden ibarettir.Sıkı bağlantılar adı verilen bu yapılar bir hucrenin içinden ötekine iyonların serbest hareketlerini sağlar.
Kimyasal Sinapslarda Tek Yonlu İleti
Kimyasal sinapsların çok önemli bir karekteristiği sinir sistemindeki impuls iletisi bakımından son derece elverişlidir.Sinapslar sinyalleri daima tek yonlu iletir.Yani sinyal nörotransmiteri salgılayan postsinaptik nörona iletilir.Bu ilkiye kimyaal sinapslarda tek yonlu ileti adı verilir.Bu özellik sinyallerin elektriksel sinapslardaki çift yonlu iletisinden tamamen farklıdır.
Tek yonlu ileti mekanızmasının onemi uzerine bir an düşünelim.Bu ileti sinyallerinin belirli bir amaca yonlenmesini sağlar.Gerçekten sinir sisteminde iletilen sinyallerin özel olarak belirli alanlarda odaklaşması,sinir sisteminde sayısız duysal motor kontrol,bellek ve fonksiyonların yürütülmesini sağlar.

Sinapsların Fizyolojık Anatomisi
Şekil 4 medulla spinalisin ön boynuzundaki tipik bir motor nöronu gosteriyor. Bu nöron başlıca üç kısımdan oluşmuştur.Soma,nöronun ana gövdesidir;tek bir akson soma bölumunden periferik sinire uzanır;dentritler somadan medulla spinalisin komşu alanlarına uzanan 1 mm.’lik ince uzantılardan ibarettir.Motor nöronda dentrit ve soma yüzeylerinde ortalama 6000 kadar presinaptik terminal adı verilen düğüm bulunur.Bunların yaklaşık %80-90’ı dentritler,yalnız %10-20 kadarı da soma üzerinde dağılmıştır.Bu sonlanmalar,çok sayıda başka noronlardan kaynaklanan sinir liflerinin uçlarıdan ibaerttir ve genellikle tek bir nörona ait ancak birkaç sonlanma vardır.Daha sonra görüleceği gibi,presinaptik terminallerin bir çoğu eksitator karakterde olup postsinaptik noronu inhibe eden bir madde salgılar

Reklamlar

BİLİM

Bilim: Bilim, tarafsız gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimidir. Bilim adamının özellikleri: *Bilim adamı meraklıdır ve iyi bir gözlemcidir. *Bilim adamı kararlıdır. *Bilim adamı şüphecidir. *Bilim adamı, çalışmalarını sonuca ulaşıncaya kadar sürdürür. *Bilim adamı tarafsızdır. Bilimsel Çalışma Basamakları: *Problemin belirlenmesi *Çözüm yollarının araştırılması, hipotezin ortaya konması *Deneylerin kurulması ve kontrolü *Gözlemlerin elde edilmesi ve ölçümlerin alınması *Bulguların değerlendirilmesi ve sonuç çıkarma *Teori ve kanun . Bilimsel çalışma basamakları: Bir bilimsel problemin açık şekilde ortaya konulması ®Problemle ilgili gerçeklerin toplanması ®Gerçeklere dayalı hipotez kurulması ®Hipoteze dayalı tahminlerde bulunulması ®Kontrollü deney ve gözlemlerle tahminlerin doğruluğunun araştırılması ®Yapılan deney ve gözlemler hipotezi doğrularsa hipotez geçerlilik kazanır ®Hipotezin geniş geçerliliği varsa hipotez teori halini alır ®Teori evrensel gerçek ise kanun haline gelir.  Gözlem: Herhangi bir doğa olayının duyu organlarına dayanılarak incelenmesine denir. 2 çeşit gözlem vardır. Nitel gözlem, bir aracın yardımı olmadan doğrudan duyu organlarıyla yapılan gözlemdir. Şekerin suda çözünmesi, fenol kırmızısının karbondioksitli ortamda sarı renk vermesi gibi. Nicel gözlem, bir ölçü aracının yardımıyla yapılan gözlemdir. Suyun 100 º c’de kaynaması gibi. Hipotez: Bilim adamı tarafından problemin çözümüne yönelik ortaya koyulan geçici çözüme denir. Kontrollü deney: Bir kontrol grubu bulundurularak yapılan deneylere denir. İyi bir hipotez, problemle ilgili bütün sorulara cevap verebilmeli ve problemi açıklamada yeterli olmalıdır.  Hipotezin geçersizliği saptanırsa, yeni hipotez kurulur. Teori: Sürekli olarak kanıtlarla desteklenebilen hipoteze denir.  Yapılan çalışmalar hipotezi destekliyorsa, hipotezin yeterliliği ve geçerliliği artar ve başka hipotezlerle de desteklenirse, hipotez teoriye dönüşür. Kanun: Teori, uzun bir sürecin ardından hiçbir itiraza ihtimal bırakmayacak şekilde evrenselleşir ve bir bilimsel gerçek şekline dönüşürse kanun halini alır. Biyoloji: Canlıların yapısını, vücutlarında geçen temel yaşam olaylarını, çeşitliliklerini, büyümelerini, gelişmelerini, davranışlarını, çevreleri ile ilişkilerini ve yeryüzüne dağılışlarını inceleyen bir bilimdir.   Teknolojik gelişmelerden yararlanan bilimsel çalışmalar, daha kısa zamanda sonuçların alınmasında ve yeni araştırmalara geçişte kolaylık sağlar. Örneğin, elektron mikroskobunun bilim dünyasına girişi, hücrede yeni bölümlerin anlaşılmasını sağlamış ve yeni araştırmalara yol açmıştır.

Biyolojinin Tarihi Gelişimi: Yaklaşık 2300 yıl önce Yunan bilim adamı Polibus, “İnsanın Doğası Üzerine” adlı bir kitap yazmıştır. Aristo, çalışmalarını “Hayvanların Tarihi, Hayvan Nesli Üzerine” ve “Hayvan Vücutlarının Kısımları Üzerine” adlı kitaplarında toplamıştır. Aristo, canlıların oluşumlarını ve hayvanların davranışlarını incelerken onların sınıflandırma yoluna da gitmiştir. Galen, canlıların organlarıyla bu organların görevini inceleyen fizyoloji biliminin doğmasını sağlamıştır. Galileo, 1610’da ilk mikroskobun yapımını başarmıştır. Robert Hook, 1665’de bir mantar kesitinin mikroskopta nasıl göründüğünü açıklamış ve gördüğü yapılara “Cellula” (hücre) adını vermiştir. Leeuwenhoek, 1675’de mikroskop kullanarak tek hücrelileri göstermeyi başarmıştır. Carolus Linnaeus, 1707-1778 yıllarında ilk bilimsel sınıflandırmayı yapmıştır. Charles Darwin, 1859’da “Türlerin Kökeni” adlı kitabını yayınlayarak evrimle ilgili görüşlerini ortaya koymuştur. Pasteur, mikroskobik canlıların fermantasyona neden olduğunu tespit etmiş, tavuk kolerasına neden olan mikrobu bulmuş ve kuduz aşısını bulmuştur. Gregor Mendel, bezelyelerle yaptığı deneyler sonucunda, kalıtsal özelliklerin dölden döle geçişi ile ilgili önemli sonuçlar elde etmiştir. Genetik bilimi 19. yüzyılın ortasında, biyolojide bir alt bilim dalı olan moleküler biyolojinin gelişimine olanak sağlamıştır. Beijrinck, 1899’da tütün bitkilerinin yapraklarında görülen tütün mozaik hastalığını incelemiştir. Wilhelm Röntgen, 1895’de tıpta teşhis ve tedavi amacıyla kullanılan Röntgen ışınlarını bulmuştur. Otto Mayerhof, 1992’de kastaki enerji dönüşümlerinin solunumu ve ısı akışını incelemiş. Bu çalışma ile Nobel tıp ödülünü almıştır. Alexander Fleming, 1927’de penisilini, E.A.F Ruska’da 1931’de elektron mikroskobunu bulmuştur. James Watson ile Francis Crick 1953’te günümüzde kabul edilen DNA’nın yapısına ait bir model ortaya koymuşlardır. Steven Howell, 1986’da ateş böceklerinin ışık saçmasını sağlayan maddenin yapımını kodlayan geni ayırarak tütün bitkisine aktarmış ve bu bitkilerin ışık saçtığını görmüştür. Bu olay gen naklinin başlangıcı olmuştur. Dr. Wilmut, yetişkin bir koyundan alınan vücut hücresinin çekirdeğini, başka bir koyuna ait çekirdeği alınmış bir yumurta hücresine yerleştirerek genetik ikiz elde etmiştir.

Biyolojinin Alt Bilim Dalları:  1)Botanik: Bitkiler alemini inceleyen bilim dalıdır. 2)Zooloji: Hayvanlar alemini inceleyen bilim dalıdır. Biyolojinin bu bölümlerinden her biri, canlının değişik özelliklerini incelemeleri bakımından kendi içinde alt bölümlere ayrılır. Bu bölümlerin başlıcaları şunlardır; Morfoloji: Canlıların dış görünüşünü, şeklini inceleyen bilim dalıdır. Anatomi: Canlıyı oluşturan organları, bu organların birbirleri ile ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Fizyoloji: Organizmadaki organ ve dokuların görevlerini, işleyişlerini inceleyen bilim dalıdır. Embriyoloji: Organizmanın gelişme devrelerini inceler. Özellikle döllenmiş yumurtadan (zigot) itibaren meydana gelen gelişme ve farklılaşmaları inceleyen bilim dalıdır. Sitoloji: Hücrenin yapısını ve çalışmasını inceleyen bilim dalıdır. Histoloji: Çok hücreli canlılardaki dokuların yapısını ve bu dokuların vücudun nerelerinde bulunduğunu, hangi organların yapısına katıldığını inceleyen bilim dalıdır. Genetik: Canlılardaki kalıtsal özelliklerin dölden döle nasıl geçtiğini inceler. Ayrıca genin yapısını, görevini ve genlerde meydana gelen değişiklikleri inceleyen bilim dalıdır. Moleküler biyoloji: Canlıların yapısını, moleküler düzeyde inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji: Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji, çevre biyolojisi ile eş anlamda kullanılabilmektedir. Taksonomi (sistematik): Canlıları benzerliklerine göre sınıflandıran bilim dalıdır. Doğadaki çeşitliliği ve çevremizdeki canlıları görmemizi sağlar. Mikrobiyoloji: Gözümüzle göremediğimiz mikroorganizmaların beslenme, üreme gibi yaşam şekillerini inceleyen bilim dalıdır. Uzay biyolojisi: Uzay şartlarında canlıların karşılaştıkları yeni durumları, bunların canlı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini, canlıların uzaya uyum şartlarını araştıran bilim dalıdır. Parazitoloji: Asalak olarak yaşayan canlıların yapı ve özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya: Canlıların yapısındaki kimyasal maddeleri ve yaşamın temeli olan biyokimyasal tepkimeleri inceleyen bilim dalıdır. Ayrıca entomoloji böcekleri, mikoloji mantarları, bakteriyoloji bakterileri, viroloji virüsleri, ihtiyoloji balıkları, ornitoloji kuşları, mammaloji memeli hayvanları inceler.

Biyolojik Uygulama Alanları: Tıp, biyoteknoloji, tarım, veterinerlik, su ürünleri, biyomekanik, genetik mühendisliği, ekoloji, fizyoloji, mikrobiyoloji, moleküler biyoloji, eczacılık, diş hekimliği biyolojinin bazı uygulama alanlarıdır. Kentleşme ve sanayileşme ise dolaylı olarak biyolojiden gelen verilere göre yönlendirilir.

Laboratuvar Teknikleri:  Vital İnceleme: Canlının doğrudan doğruya sıvı bir ortam içerisinde mikroskopta incelenmesidir. Doku kültürü tekniği: Bu teknikle özellikle embriyonik dokulardan alınan küçük parçaların uygun ortamlarda saklanması ve bu ortamlarda büyüme yeteneği kazanmasını sağlamak esastır. Fiksasyon: Hücrenin yapısının kimyasal ve morfolojik yönden en az değişikliğe uğramasını sağlamak amacıyla, hücrenin birden bire öldürülmesidir. Dondurma-kurutma yöntemi: Bu yöntemle doku hızla dondurulur. Dondurma işlemi tamamlandıktan sonra da doku kurutulur. Dondurma-buzla yer değiştirme yöntemi: Bu yöntem, hızla dondurulmuş dokuların buz kristallerini eriten etanol, metanol ya da aseton gibi sıvılarda saklanmasıdır. Kesit alma: Dondurulmuş materyalden ya da başka bir madde içine gömülmüş materyalden kesit alınmasıdır. Kesit alabilmek için materyalin bıçak vuruşlarına dirençli olması gerekir. Boyama: Hücrenin ve bir mikroorganizmanın değişik kısımları, farklı kimyasal yapı gösterdiği için farklı boyanma yeteneğine sahiptir. Boyalar bazik ve asidik boyalar olmak üzere ikiye ayrılır. Bazik boyalar hücrede asit yapısındaki kısımları boyarken, asidik boyalar ise hücrede baz yapısındaki kısımları boyar.

Biyolojinin Önemi: Doğumdan ölüme kadar yaşamın her evresinde bilinçli ve sağlıklı yaşama, ekonomik gelişmeyi sürekli kılma, çevreyi bozulmadan tutma, üretimin kalitesini ve miktarını arttırmada biyoloji bilimi önemli yer tutar. Çevre kirlenmesi, erozyon, madde kaybı, yeşil alanların azalması, hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme, biyolojik zenginliklerin ortadan kalkmasında rol oynayan faktörlerdir. Biyoteknolojinin amacı, bir canlının belirli özelliklerini şifreleyen genetik bilginin bir başka canlıya nakledilmesidir. Böylece nakledilen bilginin gereği, ikinci canlı tarafından yerine getirilir.

Biyolojinin Geleceği: *İnsan topluluklarında kalıtsal hastalıklara neden olan genler, döllenme sırasında sağlamlarıyla değiştirilerek kanser, yüksek ve düşük tansiyon, şeker hastalığı, cücelik vb. hastalıklar önlenebilecektir. *Canlıların ömür uzunluluğunu kalıtsal olarak denetleyen genler kontrol altına alınarak ya da değiştirilerek, uzun bir yaşam sağlanabilecektir. *Bir canlıda önemli bir özelliği ortaya çıkaran gen ya da genler, diğer canlıların kalıtsal yapısına eklenerek bazı eksiklikler bu yolla giderilebildiği gibi fazladan bazı özelliklerin kazanılması da sağlanacaktır. Örneğin C vitamini karaciğerde sentezlettirileceği için besinlerle alınması gerekmeyecektir. *Genlerdeki değişiklikler sonucu yeni hayvan ve bitki türlerinin ortaya çıkması sağlanacaktır. *Canlılardaki genlerin tümü kataloglanabilecek, bunlarla ilgili bankalar kurulacak, ilaç sanayii biyoteknolojik yöntemleri geniş oranda kullanabileceği için birçok ilacın etkili ve ucuz yoldan üretilmesi sağlanacaktır. *Bitki ve hayvanların ıslahında olağanüstü atılımlar gerçekleşecek, verim arttırılacak, birçok maddenin sentezi özellikle büyük miktarda mikroorganizmalara yaptırılabilecektir.

Biyolojideki Gelişmelerin İnsanlığa Katkıları: *Günümüzde birçok ülke seralarda tozlaşma görevini bombus adı verilen arılara yaptırıyor. Bombus özellikle sebzecilikte yüksek verim elde etmek amacıyla hormon kullan üreticilere bir çıkış, hatta kurtarıcı oldu. Arının taşıdığı çiçek tozları etrafa yayılarak, seradaki domates ve çileklerdeki verimi arttırdı. *Günümüzde birçok tıbbi bitki ve hayvanın üretimi, antibiyotik, aşı, interferon, çeşitli pestisitlerin üretimimleri, insandaki zararlı genlerin ayıklanması işi gibi alanlarda biyoteknolojiden yararlanılmaktadır. *Tıpta uygulanan aşılama yönteminde vücuda virüs verilerek, vücudun virüsü tanıması ve ona karşı antikor üretmesi sağlanır. Oysa gen teknolojisinin sağladığı olanaklarla, vücuda virüs verilmeden de antikor üretmek mümkün olmuştur. Böylece vücut virüsün yan etkilerinden korunabilmektedir. *Biyoteknolojinin katkıları arasında insülini de sayabiliriz. İnsülin, insanlarda şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormon olup, pankreas hücreleri tarafından üretilir, dolaşıma katılır. Eksikliğinde ise şeker hastalığı ortaya çıkar. Bugün bakteri DNA’sı yardımıyla insülin hormonu bol miktarda ve ucuza üretilebilmektedir.*Büyüme hormonu, eskiden sadece kadavraların hipofiz bezinden çok büyük zorluk ve masraflarla elde ediliyordu. Artık biyoteknolojik yöntemlerle çok miktarda ve ucuza elde edilmektedir.  Tek hücre proteini: Alg, bakteri, maya ve küflerin büyük miktarda üretilmesinden ve bu canlı hücrelerin kurutulması sonucu oluşan biyolojik kütleye denir. Tek hücre proteini, insan besinlerinden; çorbalarda, hazır yemeklerde ve diyet yiyeceklerinde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca aroma kaynağı, vitamin kaynağı ve emülgatör destekleyici olarak da kullanılır. *Dr. Wilmut, bir koyundan alınan bir vücut hücresinin çekirdeğini, başka bir koyuna ait çekirdeği alınmış bir yumurtaya yerleştirerek yeni bir koyuna yaşam vermiştir. Dolly adı verilen kuzu orijinal DNA sahibi koyunun kopyasıdır.

Kimyasal bağlar: Bir molekül içindeki atomları birbirine bağlayan bağlara denir. Element: Bir cins atomdan oluşan saf maddelere denir. Örnek, alüminyum. Bileşik: İki ya da daha fazla cins atomdan oluşan saf maddelere denir. Örnek, su, karbondioksit.

Su: Su, yeşil bitkilerde meydana gelen fotosentezde karbondioksit ile birleşerek şekeri oluşturur. Hücrelerde su, kimyasal tepkimelerde rol olan önemli bir çözücüdür. Besinlerin sindirimi su ile olur. Su, pek çok organizmanın vücudunda taşıyıcı ortam olarak görev yapar. Su, vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur. Asit, baz ve tuzlar: Su içerisinde çözündüğünde hidrojen iyonu veren bütün bileşikler asit özelliğindedir. Asitler, turnusol kağıdının rengini maviden kırmızıya dönüştürür. Asitlerin tatları ekşidir. Laktik asit; organik asite, hidroklorik asit ise inorganik asite örnek verilir. Suda çözündüğü zaman hidroksil iyonu veren bileşikler bazik özellik gösterir. Bazlar, turnusol kağıdının rengini kırmızıdan maviye dönüştürür. Metilamin; organik baza, potasyum hidroksit ise inorganik baza örnek verilebilir. Asit-Baz Dengesi: Ortamın hidrojen iyon yoğunluğunun negatif logaritması asitliğin, hidroksil iyon yoğunluğunun negatif logaritması da bazikliğin derecesini verir. Hidrojen iyonu arttıkça ortam asidiktir ve pH 0 ile 7 arasında bir değer gösterir. Hidroksil iyonu arttıkça ortam baziktir ve pH 7 ile 14 arasında bir değer gösterir. Hidrojen ile hidroksil iyonları eşit miktarda ise ortam nötrdür ve pH 7’dir. İnsan için pH: pH değeri organizma için çok önemlidir. Biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşebilmesi için pH’ın belirli bir düzeyde tutulması gerekir. pH’daki çok az bir değişiklik bile biyokimyasal tepkimeleri olumsuz etkiler. Bu nedenle pH değerinin sabit kalması gerekir. İnsan kanının pH’ı 7,4’te sabittir. Bu değer, 7’ye düşerse veya 7,8’in üzerine çıkarsa ölüm olayı gerçekleşir. Tuzlar: Asitlerle bazlar karıştırıldığında, asitin hidrojen iyonu ile bazın hidroksil iyonu birleşir. Bu birleşim sırasında bir molekül su açığa çıkar ve tuz meydana gelir.

Mineraller: Hücrede protein, karbonhidrat, yağ gibi organik maddelere bağlı olarak bulundukları gibi, hücrede tuz halinde de bulunabilirler. Mineraller, vitamin, hormon, enzim vb. moleküllerin yapısına katılır. Minerallerin İnsan İçin Önemi: *Mineraller, kanın osmotik basıncının ayarlanmasında, kas kasılmasında ve sinirlerde uyartının iletilmesinde önemli role sahiptir. *Mineraller, bazı enzimlerin yapılarına katılarak katalizör görevi yapar. *İdrar, ter ve dışkı ile dışarı atıldığından mineral içeren besinlerin düzenli olarak vücuda alınması gereklidir.   Vücutta, hücre arası sıvı ile hücre sıvısı arasında bir sodyum-potasyum oranı vardır. Vücutta en bol bulunan mineral kalsiyumdur. Kalsiyumun büyük bir kısmı fosforla birlikte kemiğin ve dişin yapısına katılır. **Vücuda alınan kalsiyumun bir kısmı emilir. Emilmeyen kısmı dışkı ile dışarı atılır. D vitamini kalsiyumun emilmesine etki eder. Vücuda fazla kalsiyum alınsa bile D vitamini yetersiz olursa kalsiyum bağırsaklarda emilemez. Küçük çocuklarda kalsiyum ve D vitamini yetersizliğine bağlı olarak raşitizm denilen hastalık görülür. Yetişkin insanlarda ise fazla kalsiyum kaybı ile osetomalazi denilen kemik yumuşaması hastalığı ortaya çıkar. **Vücudun yapısına katılan minerallerden biri de demirdir. Vücudumuzdaki demirin yarıdan fazlası kana kırmızı rengini veren hemoglobinin içinde bulunur. Demir aynı zamanda kas proteinleri, karaciğer, dalak ve kırmızı kemik iliğinde bulunur. Vücuda yeteri kadar demir alınamaması ya da vücuttan atılan demir miktarının alınandan fazla olması durumunda demir yetersizliği ortaya çıkar. Demir eksikliğinde, hemoglobin yapılamaz ve anemi görülür. **İyot, tiroid bezi hormonu olan tiroksinin yapısına katılır. Vücuda yeteri kadar iyot alınmazsa tiroid bezi iyi çalışamaz ve tiroksin hormonunu az salgılar. Tiroksinin az salgılanması tiroid bezinin büyümesine neden olur. Basit guatr hastalığı denilen bu durum, lahanayı çok tüketen insanlarda bulunan bir madde tiroid bezinde iyot bağlanma tepkimesini engellemektedir. Lahanayı çok tüketen insanlarda guatr hastalığının sık görülmesinin nedeni budur.

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Toplam Kalitenin Tanımı
Yönetim kavramı insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmasına rağmen hâlen yeni gelişmelere ihtiyaç duyması, devingen bir yapıya sahip olması, insanları yeni arayışlara itmektedir. Günümüzde ise bu arayışların neticesi olarak Toplam Kalite Yönetimi (TKY) anlayışı gelişmiştir.
Her ne kadar TKY’nin tanımı üzerinde uluslar arası düzeyde bir birlik sağlamak amacıyla küresel bir tanım yapılmaya çalışılmış ise de; TKY’nin tanımı 1994 tarihli ISO 8402’de belirlenmiştir.
Buna göre, toplam kalite yönetimi:
“Bir kuruluş içinde kaliteyi odak alan, kuruluşun bütün üyelerinin katılımına dayanan, müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve kuruluşun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan yönetim yaklaşımı”olarak tanımlanmaktadır.
TKY’ni kısaca “mükemmelliğe sistemli bir yaklaşım” diyerek tanımlayabiliriz. Kelimeleri tek tek ele alırsak, “toplam” o ürün veya hizmetle ilgili her birimi, her fonksiyonu ve her süreci kapsar. “Kalite” kelimesi ölçülebilen yönetim değerleri demektir. “Yönetim” ise mükemmelliği sağlayabilmek için tüm kaynaklar ve faaliyetlere uygulanan teknik ve prensiplerdir.TKY’nin bütün tanım ya da anlatımlarında üst kademe yönetimin desteği, müşteri ve tedarikçilerle ilişkiler ve çalışanların katılımı gibi bazı ortak unsurların varolduğu görülmektedir.
Toplam kalite yönetimi (TKY), bir kuruluş içinde kaliteyi odak alan, kuruluşun bütün üyelerinin katılımına dayanan müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve kuruluşun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan yönetim yaklaşımıdır.
Toplam kalitenin temel özellikleri
TKY’nin en temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz;
• İnsana saygı esastır.
• Müşterinin tam ve sürekli tatmini ilk hedeftir.
• Politikaların oluşturulmasına kalite kavramı yön vermelidir.
• Kalite bilinci yaygınlaştırılmalı ve çalışanlar kaliteyi arttırmaya çalışmalıdır.
• Herkesin işini zamanında, ilk defada ve doğru olarak yapması esastır.
• Sürekli gelişme anlayışı esas olmalı, ürünün kontrolü değil, sürecin kontrolü önem taşımalıdır.
• Yöneticiler dahil bütün çalışanların katılacağı sürekli bir eğitim programı uygulanmalıdır.
• Her kademede grup çalışması yapılmalıdır.
• Her kademede katılımcı yönetim uygulanmalıdır (Kovancı, 1995).
Toplam kalitenin tarihi gelişimi
Kalite kavramı çok eski olmakla beraber, konu üzerinde son yirmi otuz yıl içinde daha büyük bir önemle ve yeni bir anlayışla durulmaya başlanmıştır. Onbeş-yirmi yıl öncesine kadar kullanılmayan TKY kavramı, günümüzde binlerce kitap ve makaleye konu olmuştur. TKY’nin önemi, dünya pazarlarında şirketler arasında giderek artan rekabete paralel olarak hızlı bir artış göstermiştir. Çok sayıda kuruluş TKY’ni uygulamaya başlamış ve bu kavram yönetimin önemli konularından biri olmuştur (Martinez-Lorente, et all., 1998).
Düşük kalitenin üreticilere, müşterilere ve uluslara getirdiği yüksek maliyet, dikkatlerin yeniden kalite üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Japonya 1970’lerde başlatmış olduğu kalite devrimi ile dünyanın takdirini kazanırken, 1980’lerde kalite yükseltme yarışına katılan A.B.D’de de kısa sürede önemli başarılar elde etmiştir. Bu yöndeki çabalara çok geçmeden Avrupa ülkeleri de katılmışlardır. (Izadi, Kashef & Stadt, 1996).
TKY’nin başlangıcını, Japon Bilim Adamları ve Mühendisler Birliği (JUSE)’nin savaş sonrası Japonya’sında verimliliği ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla bilim adamları, mühendisler ve hükümet temsilcilerinden oluşan bir komiteyi oluşturdukları 1749 yılına kadar geri götürmek mümkündür (Powell, 1995). 1950 yılında kendi üyelerine bir sunuş yapmak üzere Deming’i davet eden JUSE, ardından onu Japonya’nın en büyük 21 şirketinin başkanlarıyla bir araya getirmiştir.
Japonya’da birdenbire büyük şöhrete ulaşan Deming Haziran 1980’de NBC-TV tarafından hazırlanıp yayınlanan “Japonya yapabiliyorsa, biz neden yapmayalım?” adlı program ile kendi ülkesi olan ABD’de üne kavuşmuştur. Japonya’da kalite konusunda sağlanan başarılarda Juran’ın önemli katkısı olmuştur. Deming’den birkaç yıl sonra Japonya’ya giden Juran da kalite plânlaması, kalite kontrol ve kalite iyileştirme konumlarında çok etkili olmuştur. Juran bu alandaki katkılarından dolayı İmparator Hironhito tarafından ödüllendirilmiştir. Crosby de 1979 yılında konu üzerindeki çalışmalarıyla ün yapmış ve “kalite grupları” arasında yerini almıştır.

TKY kavramı 1980’lerde kullanılmaya başlanmıştır. Amerika’da bu kavram ilk kez 1985 yılında Japon türü yönetimi uygulamaya çalışan Donanma Komutanlığı’nda (Naval Air Systems Command) kullanıldığı ileri sürülmektedir (Bernowski, 1992). İngiltere’de bu kavram Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’nın 1980’lerde başlattığı ulusal kalite kampanyasından kaynaklandığı sanılmaktadır. (Martinez-Lorente, et al., 1998).
TKY önceleri yalnızca kar amaçlı işletmeler için düşünülmüşken, uygulama alanı her türlü kuruluşu içine alacak biçimde hızla genişletilmiştir. Son on yıl içinde TKY’ni uygulayan kuruluşların sayısı büyük bir hızla artmıştır (Coate, 1994).
Toplam Kalite Yönetiminin Genel Amaçları ise;
• Savurganlığın önlenmesi
• Verimliliğin artırılması
• Kalitenin artırılması
• Maliyetin düşürülmesi
• İşlem zamanlarının kısaltılması
• Sürekli iyileşme ve gelişmenin sağlanması
• Sosyal paydaşların dengeli mutluluğudur

1931 W.SHEWHART: İstatistiksel Kalite Kontrol
1940 STANFORD Seminerleri (ABD)
1950 E.DEMİNG’in Seminerleri (Japonya)
1951 “DEMİNG” Kalite Ödülü (Japonya)
1952 “Kalite Kontrol” Dergisi (Japonya)
1954 J.JURAN: “Kalite Yönetimin Sorumluluğudur.”
1954 Ulusal Radyo ile Japonya’da “Kalite Eğitimi” Yayınları
1957 A.FEIGENBAUM: Toplam Kalite Kontrol
1961 K.ISHIKAWA: Formenler İçin K.K.Dergisi
1962 K.ISHIKAWA: Kalite Çemberleri
1960 G.TAGUCHI: İstatiksel Deney Tasarımı
1969 KOBE STEEL: Quality Function Deployment
1970 S.SHINGO: Poka-Yoke
1970 G.TAGUCHI: Quality Loss Function
1976 T.OHNO: Toyota Just-in-time Sistemi
1980 G.TAGUCHI: Robust Design
1990
ve ötesi… YARATILAN KALİTE
Kalitenin evriminde kilometre taşları
TKY, müşteri beklentilerini karşılamak üzere bir kuruluşta tüm işlemlerin, süreçlerin ve ürünlerin sürekli olarak iyileştirilmesini öngören bir yönetim kavramıdır (Berry 1991). TKY, kalite denetimi (quality control), kalite güvencesi (quality assurance) ve kalite iyileştirme (quality improvement) kavramlarını içermekte ve birleştirmekte; iç ve dış müşterilerin, tedarikçilerin ve kuruluşla ilgisi olan bütün grupların gereksinim ve beklentilerini karşılamayı amaçlamaktadır.
Toplam kalite yönetimi kavramını kullanmadıkları hâlde, gerek kalite yönetimi, gerekse toplam kalite yönetiminin gelişmesine en çok katkıda bulunan bilim adamlarının Deming, Juran, Crosby, Feigenbaum ve Ishikawa olduğu söylenebilir. Kalite yönetiminin çeşitli unsurları, uygulamaları ve mekanizmaları geniş ölçüde bu öncüler tarafından belirlenmiştir.
Deming (1982) örneklemeye dayalı bir kalite sisteminden uzaklaştırılması gerektiğini vurgulamış; Crosby (1979) “sıfır hata”nın gerçekleştirilmesiyle denetime gerek kalmayacağını belirtmiş; birçokları TKY’de amacın işgücünün denetimi olmadığını ileri sürmüşlerdir (Godfrey et al., 1997).

Kalite çemberlerinin tanımı ve amaçları
TKY’nin başarıyla uygulanmasında önemli rolü olan Kalite Çemberleri Juran’ın tanımına göre, işletme içindeki bölümlere ilişkin kalite sorularının çözümüne katkıda bulunmak amacıyla, düzenli çalışma saatlerinin dışında vakit harcamaya gönüllü bölüm yöneticileri ve iş görenlerden oluşan küçük gruplardır.
Juran’ın diğer tanımına göre KÇ’ler işletmenin belirli bir departmanındaki gözetimciler ve iş görenlerden oluşan ve kendi departmanlarındaki işlerin, nasıl daha etkin gerçekleştirilebileceği konularında grup çalışmalarını yürüten gönüllü gruplardır.
KÇ’ler, işletme içinde, kendi alanlarını ilgilendiren konularda çeşitli sorunları belirlemek, incelemek ve çözümler sunmak için bir grubun oluşturulmasını ifade eder. Bu gruplar düzenli aralıklarla bir araya gelerek sorunlara değişik çözümler getirmektedir.
Literatürde KÇ`lere ilişkin çok çeşitli isimlerle karşılaşmak mümkündür. Bunlara örnek olarak; “kalite kontrol çemberleri” “kalite iyileştirme çemberleri”, ”kalite kontrol halkaları”, “sorun çözme grupları”, “geliştirme grupları”, “geliştirme çemberleri”, “yaratıcı ekipler”, “inisiyatif sahibi çemberler”, “geliştirici-yaratıcı ekipler” verilebilir.
Kalite çemberlerinin bu kadar çok değişik isimlerle anılmasının nedeni, bu çemberlerin yalnızca kalitenin iyileştirilmesiyle değil, iş ve iş süreçlerinin iyileştirilmesi bunlara ilişkin sorunların çözümü, maliyetlerin düşürülmesi verimliliğin arttırılması, grup çalışmalarının desteklenmesi gibi konularla da ilgili olmasından kaynaklanmaktadır. Genellikle kalite çemberlerinin çalışma konularının % 50’sini kalite, %40’ını verimlilik ve kalan %10’unu da diğer konuların oluşturduğu söylenebilir.
Kalite çemberleri düşüncesinin özünü:
• Şirketin iyiye gitme ve gelişmesine katkıda bulunmak,
• İnsana saygı duymak ve içinde yaşanmaya değer mutlu ve aydınlık bir iş yeri yaratmak,
• İnsan yeteneklerini tamamen harekete geçirmek ve sonuçta sonsuz olanaklar ortaya çıkarmak,
konularındaki fikirler oluşturmaktadır.
Bu bağlamda KÇ’nin temel amacı, gruplar oluşturarak çalışanların kendi işleriyle ilgili kararlara katılımını sağlamak, işle ilgili problemlerin çözümünde bilgi ve yeteneklerinden faydalanmak şeklinde ifade edilebilir. Bu temel amaca ilâve olarak KÇ’ler aşağıdaki amaçlara da ulaşmaya çalışmaktadırlar:
• Hata ve defoları önleyerek daha kaliteli mal ve hizmet sunmak
• İş ve iş süreçlerine ilişkin maliyetleri düşürmek
• Verimliliği yükseltmek
• Çalışanların kararlara katılımını sağlamak
• Haberleşmeyi (özellikle alt kademe ile yönetim arasında) sağlamak
• Çalışanların sorun belirleme ve problem çözme yeteneklerini geliştirmektir
• Müşterilerin mal ve hizmetlere ilişkin beklentilerini en üst düzeyde karşılamak ve şikayetleri en aza indirmek
• Çalışanların motivasyonlarını artırarak, işe ve iş yerine ilişkin tatmin düzeylerini yükseltmek
• Grup dinamiğinin doğuracağı üretkenlik ve yaratıcılıktan yararlanmak
• İşi bizzat yapan kişinin, o işi ve o işe ilişkin sorunları en iyi bilen kişi olduğundan hareketle, aslında var olan ancak yöneticiler tarafından görülemeyen iyileştirme alanlarının ortaya çıkarılmasını sağlamak
• TKY’ nin tüm örgüt üyeleri tarafından benimsenmesini ve TKY uygulamalarının işlerlik kazanması için gerekli olan örgüt kültürünün yaratılmasına zemin hazırlamak
Özetle KÇ’ ler yönetim tarafından, işletmedeki tüm çalışanlara fikirlerini ifade edebilme ve kendi işleriyle ilgili sorunları bizzat çözebilme olanağı vererek çalışanların kendilerini gerçekleştirme ihtiyaçları tatmin eden, böylelikle motivasyonlarını artıran, öte yandan işletmedeki iş gücü potansiyelini harekete geçirerek performansın yükselmesini sağlayan önemli bir TKY aracıdır.
Kalite çemberlerinin temel ilkeleri
KÇ`lerin yukarıda belirtilen amaçlara uygun bir şekilde yürütülebilmesi aşağıdaki ilkelere uyulması ile mümkündür:
1) Gönüllülük: Kalite çemberlerine katılan çalışanların gönüllü kişilerden olması esastır. Başka bir deyişle, kalite çemberleri yalnızca gönüllü kişilerin katılımıyla oluşturulmalı, katılım konusunda üst yönetim tarafından bir baskı yapılmamalı, yalnızca üst yönetim bu konudaki kararlılığını, isteğini ve desteğini işletme çalışanlarına göstermelidir. Üyelerin çembere katılımlarında gönüllülük esası söz konusu iken, çember liderlerinin çemberlere katılımında gönüllülük esası aranmayabilir.
2) Süreklilik: Çember üyeleri incelenen sorun ne olursa olsun aynı kalmalı, başka bir ifadeyle sorunları ele alan çember üyeleri çember var olduğu sürece birlikte çalışmalı ve çözümler üretmelidirler. Süreklilik kavramı çember üyelerinin belli bir ölçüde yenilenmesine mutlak anlamda karşı değildir. Ancak bu yenilenme, çemberin büyük bölümünü kapsayacak ölçüde ya da grubun çok sık yenilenmesi anlamında olmamalıdır.
Süreklilik son derece önemli bir ilkelidir. Örneğin Japonya’da 1971 yılında başlatılan ve hâlen sürdürülen Kalite Kontrol Çemberleri Büyük Ödülü’nün en önemli kriteri ödüle aday olan çemberlerin sürekliliğidir. Yapılan incelemelerde ödülü hak eden çemberlerin sürekli olarak aynı üyelerden oluştuğu ve sorun çözme konusunda son derece gayretli oldukları görülmüştür.
3) Tam katılım: Bu ilke, çember faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için çemberlerin düzenli olarak toplanmaları ve tüm çember üyelerinin -önemli ve geçerli mazeretler dışında- bu toplantılara katılmasını zorunlu kılmaktadır.
4) Çember üyelerini geliştirme: Çemberlerin etkisini işleyebilmesi için, çember üyelerinin sorun belirleme, analiz teknikleri, öneri geliştirme, grup uyumu, sunuş teknikleri gibi konularda sürekli olarak eğitime tabi tutulmaları gerekir.
5) Üst yönetimin desteği: İşletme yöneticileri, sağlayacakları maddî (finansal destek, araç ve teknik donanım) ve maddî olmayan (prestij, iş güvenliği, psikolojik tatmin) olanaklarla çalışanları sürekli desteklemelidirler.
TKY ‘nin tüm uygulama sürecinde olduğu gibi KÇ ‘lerin kurulması ve işleyişinin de amaca uygun gerçekleştirilmesi için, üst yönetimin liderliği desteği ve kararlılığı vazgeçilmez bir unsurdur. Bunların eksikliği, yapılan çalışmaların da sekteye uğramasına neden olur.
6) Ödüllendirme: Çember üyelerinin sorun çözme, öneri geliştirme ve çemberlere süreklilik kazandırma konularındaki katkılarının yönetim tarafından takdir edilmesi, ödüllendirilmesi gerekir. Böylelikle dinlendiğinin ve dikkate alındığının farkına varan çember üyelerinin çalışmalarına dinamizm kazandırılmış olunur.
Kalite çemberlerinin organizasyon yapısı
Kalite çemberleri, rehber, lider ve çember üyelerinden oluşur

1. Rehber: KYK tarafından seçilen rehber, KÇ programının tanıtımına, KYK ve üst yönetimle birlikte katılan, çemberler ile organizasyon arasında iletişimin kurulmasına yardımcı olan, çember liderlerini destekleyen ve bilgi veren kişidir. İşletmede rehberler, genellikle orta kademe yöneticilerden -departman yöneticileri- seçilirler. Ancak, bazen işletme dışından danışman kurumun temsilcileri de rehber olarak görevlendirilebilmektedir. İşletmelerde rehberlerin sayısı değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin, aynı bölümde az sayıda çemberin olması durumunda tüm çemberler için bir rehber yeterli olabileceği gibi aynı faaliyet alanında çok sayıda çemberin bulunması durumunda birden fazla rehbere gerek duyulabilir. Rehberin görevleri ise şu şekilde sıralanabilir:
a. Yönetimin desteğini sağlama konusunda gayret sarf etmek, iletişimi sürekli kılmak
b. Çember faaliyetlerine yönelik ilk plânlama çalışmalarını gerçekleştirmek.
c. Örgüt içindeki herkese uygulama hakkında bilgiler vermek, çember başarılarını yansıtacak kayıtları tutmak.
d. KÇ toplantılarına katılmak, denetlemek, çember liderlerini eğitmek ve onlara yardımcı olmak
e. Sorun çözme ve yönetime sunuşta çembere yardımcı olmak
f. KÇ üyelerinin grup dinamiği ve temel araçlar üzerinde eğitilmesinde yardımcı olmak
g. İşletme içinde kurulan birden çok çemberle ilişki kurup koordinasyon sağlamak
h. Çember üyesi olmayan kişiler arasında çeşitli bilgiler vererek, bir gönüllü grup yaratmak
2. Lider: Her çemberin bir lideri olmalıdır. Çember lideri, genellikle aynı faaliyet alanında çalışan iş görenler için ilk yönetici konumundaki şefler ya da şef yardımcıları olabilir. Liderler, KYK tarafından aday olarak gösterilebileceği gibi bu göreve gönüllü olanların teşvik edilmesi veya rehberler ya da bölüm yöneticileri tarafından önerilerek de seçilebilirler.
Liderin görevleri şu şekilde belirtilebilir:
a. Çember üyelerini eğitmek
b. Grubu teşvik edici ve etkinliklere katılımı sağlayacak ortamı yaratmak
c. Çember toplantılarının kurallara ve amaca uygun yürütülmesini sağlamak
d. Üst yönetimle çemberler arasındaki iletişimin ilk halkası olmak
3. Çember Üyeleri: Çember üyeleri, aynı veya benzer alanlarda ve yoğunlukla aynı kademede çalışanlar içinden çember oluşturmaya gönüllü kişilerdir. Çemberleri oluşturan üye sayısı genel olarak 4-15 kişidir. İmalât işletmelerinde ideal sayı 10 olarak belirtilmektedir. Ancak bu durum işletmenin özellikle büyüklüğüne göre değişiklik gösterebilir.
Çember üyelerinin görevleri:
a. Kendi faaliyet alanlarındaki işe, iş süreçlerine ve çalışma ortamlarına ilişkin iyileştirme alanlarının tespit edilmesi,
b. Belirlenen sorunlara çözüm getirilmesi,
c. Çözümler doğrultusunda önerilerin geliştirilmesidir.
Kalite çemberlerinin kullanım alanları
Kalite çemberleri mal ve hizmet üreten veya satan bütün işletmelerde uygulanabilir. Ancak, kalite çemberleri bu işletmelerin aşağıda belirtilen alanlarında kullanılmaları durumunda genellikle daha verimli olurlar:
Genel olarak;
 Eğitimde,
 İstatistikî metotların uygulanmasında,
 Satış faaliyetlerinde,
 Müşteri tatmininde,
 Güvenlik sağlamada,
 İşe olan devamsızlığı azaltmada,
 Ast-üst ilişkilerini düzenlemede,
 Personelin becerisini artırmada,
Bunun yanında:
 Ücret ve maaşlar,
 Yan ödemeler,
 Eleman alımı,
 Şikayetler,
 Kişisel sorunlar,
gibi alanlarda kalite çemberlerinin kullanılmasının, istenilen faydayı sağlamada etkisi söz konusu olmayabilir. Ancak bu konuda kesin sınırlamalar olmadığından işletmeler KÇ`lerinin faaliyet alanlarının seçimi konusunda tamamen serbesttirler.

KAYNAKÇA

1. BALTAŞ, Acar. Ekip Çalışması ve Liderlik. İstanbul: 2000
2. BONSTİNGL, John Jay. Kalite Okulları. İstanbul: 2000
3. CAFOĞLU,Zuhal. Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi. Avni Akyol Ümit Kültür Vakfı.İstanbul:1996
4. CENGİZ,Altan .Toplam Kalite Yönetimi. MESS Eğitim Merkezi Yayınları, İstanbul:2000
5. ÇAPAZ, İlkay ve MERİH, Kutlu. Kalite Güvencesi Sistemleri ve ISO 9000. İstanbul:2000
6. DEMİRKAN, Mahmut. Toplam Kalite Yönetimi. Sakarya: 1997
7. ERDOĞAN, İrfan. Okul yönetimi ve Öğretim Liderliği. İstanbul: 2000
8. ERDOĞAN, İrfan. Çağdaş Eğitim Sistemleri. İstanbul:2000
9. ENSARİ, Hoşcan. 21. Yüzyıl Okulları için Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 2000
10. GOMES, Helio. Kaliteli Sözler. İstanbul: 1999
11. GLASSER, William. Kalite Eğitimde Öğretmen. İstanbul: 2000
12. İZGÖREN, A. Şerif. İş Yaşamında 100 Kanguru. Ankara: 2000
13. JENKINS, Lee. Sınıflarda Öğretmenin İyileştirilmesi. İstanbul: 1998
14. KAVRAKOĞLU, İbrahim. Kalite Güvencesi ISO 9000 ve Toplam Kalite.
15. KÖKSAL, Hayal. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 1998
16. ÖZEVREN, Mina. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 2000
17. ÖZDEMİR ,Servet. Eğitimde Verimlilik ve Toplam Kalite Yönetimi. Eğitim Yönetimi Dergisi, Sayı:3, Güz: 1995, s.379
18. ÖZDEMİR, Servet. Eğitimde Örgütsel Yenileşme. PEGEM, Ankara: 1996, s.39
19. ÖZTEMEL, Ercan. Belediyelerde Toplam Kalite Yönetimi. Adapazarı: 2000
20. ŞİMŞEK, Muhittin. Sorularla Toplam Kalite ve Kalite Güvence Sistemleri.
21. YÖNERSOY, Gönül. Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: 1997

6831 SAYILI ORMAN KANUNU

6831 SAYILI ORMAN KANUNU

BİRİNCİ FASIL

ORMANLARIN TARİFİ, TAKSİMİ, İDARE VE MURAKABESİ
MADDE 1 –

Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.

Ancak:

A) Sazlıklar;

B) Step nebatlariyle örtülü yerler;

C) Her çeşit dikenlikler;

Ç) Parklar;

D) (Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 1) Şehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler.

E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetişmeyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler;

F) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler.

G) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,

(Değişik : “H” bendi, 18/11/2003 – 4999/1 md.)

H) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;

İ) (Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 1) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar.

J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımıyan yerler;

orman sayılmaz.

MADDE 2 –

(Değişik: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 1)

Orman sayılan yerlerden:

A) öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler

B) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları,

Orman sınırları dışına çıkartılır.

Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.

Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz.

(Değişik : dördüncü fıkra, 18/11/2003 – 4999/2 md.)

Bu madde hükümleri; muhafaza ormanı, millî park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlar ve 3 üncü madde ile orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı süresince; yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz.

(Ek Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 1) Bu maddenin (B) bendi ile orman sınırları dışına çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11 ve 12 nci maddeliri gereğince fiili durumlarına göre ifraz edilerek bedeli karşılığı satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanıncaya kadar ecri misil alınmaz.

MADDE 3 –

Bulundukları mevki, vaziyet, haiz oldukları hususiyet noktasından memleketin ve halkın menfaat, sıhhat, selametine yarayacak veya tarihi, bedii veya turistik kıymeti bakımından muhafazası gereken, gerek Devletin ve gerek eşhasın hususi mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin orman rejimine alınmasına Ziraat veya Maarif Vekaletleri veya Turizm Umum Müdürlüğünün teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetince karar verilebilir.

MADDE 4 –

Ormanlar mülkiyet ve idare bakımından:

A) Devlet ormanları;

B) Hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar;

C) Hususi ormanlar;

Vasıf ve karakter bakımından;

A) Muhafaza ormanları;

B) Milli parklar;

C) İstihsal ormanları;

olmak üzere ayrılır.

MADDE 5 –

Hükmi şahsiyeti haiz olmıyan Devlet dairelerince hususi maksatlara göre tesis edilen ormanların bu daireler tarafından tesis gayelerine uygun surette idare ve intifaına Ziraat Vekaletince izin verilebilir.

MADDE 6 –

(Değişik: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 3) Devlet ormanlarına ve Devlet ormanı sayılan yerlere ait her çeşit işler Orman Genel Müdürlüğünce yapılır ve yaptırılır.

Devletten başkasına ait olan bütün ormanlar, bu Kanunun hükümleri dairesinde Orman Genel Müdürlüğü’nün murakabesine tabidir.

İKİNCİ FASIL

DEVLET ORMANLARI

ORMAN KADASTROSU

MADDE 7 –

(Değişik : fıkra, 18/11/2003 – 4999/3 md.)

Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.

(Ek : fıkra, 18/11/2003 – 4999/3 md.)

Orman kadastro komisyonlarınca ormanların kadastrosu ve Devlet ormanlarında yapılacak 2 nci maddenin (B) bendi uygulamaları resen, 2 nci maddenin (A) bendi uygulamaları müracaatın değerlendirilmesi ve Bakanlığın onayı ile bedelsiz olarak, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ve hususi ormanlarda 2 nci maddenin (B) bendi uygulamaları ise bu ormanların sahiplerinin müracaatı üzerine bedeli karşılığında yapılır.

Orman kadastro komisyonları, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca atanacak bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisinin başkanlığında, bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi veya bunların bulunmaması halinde orman teknikeri, bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisi veya bunların bulunmaması halinde ziraat teknisyeni, mahalli ziraat odalarınca bildirilecek bir temsilci ile beldelerde belediye encümenince, köylerde köy muhtarlığınca bildirilecek bir temsilci olmak üzere bir başkan ve dört üyeden teşekkül eder.

(Değişik : fıkra, 18/11/2003 – 4999/3 md.)

Orman kadastro komisyonları ve amenajman heyetleri başkan ve üyelerine ödenecek tazminat ve harcırah miktarları her yıl bütçe kanunu ile belirlenir. Arazi çalışmalarının atama merkezleri dışında yapılması halinde arazi tazminatı yerine yurt içi gündelikler ödenir.

Komisyonların çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

MADDE 8 –

(Değişik: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 3) Orman kadastrosunun ve bu Kanunun 2 nci maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin yapılacağı il ve ilçeler Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenir.

Kadastro çalışmalarının yapılacağı yerler en az bir ay önce radyo ve diğer yayın araçları ile ilan olunur.

Orman kadastrosu ve sınırları dışına çıkarma işlerine ait arazi çalışmalarının başlama tarihi ise, orman kadastro komisyonu tarafından en az 15 gün önceden çalışacak belde ve köylerde bunlara bitişik belge ve köylerin uygun yerlerine asılarak ilan edilir.

İlan işlemlerine ait usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

MADDE 9 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 5) İlan işleri tamamlanan belde ve köylerde kadastrosu yapılacak ormanların sınırları komisyonlarca, arazi üzerinde belirlenir, ölçülür, varsa hava fotoğraflarına işaretlenir ve bu işlemler tutanakla tevsik edilir.

Bu tutanak; sınırlandırılan ormanların işletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaç türlerini, mülkiyet ve diğer ayni hakları, sınırda bulunan taşınmaz malların cinsini, maliklerinin ve işgal edenlerin ad ve soyadını, gösterilen veya verilen belgelerin tarih ve numara ve nitelikleri ile ilgililer tarafından yapılan itirazları kapsayacak şekilde düzenlenir.

(Değişik üçüncü Fıkra: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 4) Tutanaklar, orman kadastrosu ve bu Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendinin uygulamalarında her belde ve köy için (A) bendinin uygulamasında ise bir veya birden fazla köy ve belde veya ilçe hudutları içinde kalan bütün köyler için tutulur ve tutanak defterine yazılır. Bu tutanaklar komisyon başkanı, üyeler, bilirkişiler ve hazır bulundukları takdirde orman içinde veya bitişiğinde taşınmaz mal sahibi olanlar ile kullananlar veya kanuni mümessilleri veya vekilleri tarafından imza edilir.

(Değişik : 4 üncü fıkra, 18/11/2003 – 4999/4 md.)

Kadastro ve diğer ormancılık hizmetleri için gerekli hava fotoğrafları ve haritalar Orman Genel Müdürlüğünce yapılır veya yaptırılır.

Ölçme metodlarına ait uygulanacak teknik hususlar yönetmelikte belirtilir.

Kadastrosu yapılan ormanların sınır noktaları sabit taş ve beton kazıklarla tespit edilir. Tespit edilen sınır noktalarının tahrip edilmesi veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.

(Ek : fıkra, 18/11/2003 – 4999/4 md.)

Orman tahdidi veya kadastrosu yapılıp ilân edilerek kesinleşmiş yerlerde, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fennî hatalar tespit edildiğinde, bu hatalar Orman Genel Müdürlüğünün bilgisi ve denetimi altında orman kadastro komisyonlarınca düzeltilir. Düzeltme, 10 uncu maddeye göre ilân olunur. İlân tarihinden itibaren otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması amacıyla sulh hukuk mahkemesine dava açılmadığı takdirde yapılan düzeltme kesinleşir. Düzeltmelerde 11 inci maddedeki hak düşürücü süre aranmaz.

MADDE 10 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 6) (Değişik Fıkra: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 5) Sınırlaması ve bu Kanunun 2 nci maddesine göre, orman sınırları dışına çıkarma işlemleri bitirilen köy ve beldelere ait düzenlenen kadastro dosyaları Orman Genel Müdürlüğüne gönderilir. Orman Genel Müdürlüğünce bulunan şekli ve hukuki noksanlıklar komisyonlarca düzeltildikten sonra Orman Genel Müdürlüğünce ilgili valiliklere gönderilir. Kadastro işlemleri valinin onayı ile yürürlüğe girer. Kadastro tutanak suretleri haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy ve beldelerin uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan edilir. ayrıca, tutanak suretleri Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün mahalli kuruluşlarına intikal ettirilir.

Asılma tarihi; beldelerde belediye encümenlerinin, köylerde ihtiyar heyetlerinin tasdik edecekleri belgelerle tevsik olunur. Bu belgeler komisyon dosyalarında saklanır.

(Değişik : fıkra, 18/11/2003 – 4999/5 md.)

Kadastrosu tamamlanan ormanlara ait haritaların yapılmasında ölçme, hesap, tersimat ve aplikasyon işlerinde yetki ve sorumluluk harita ve kadastro mühendislerine aittir. Kadastro teknik standartlarına uygun olarak üretilen bu haritalar, harita ve kadastro mühendisinin kontrolünden sonra komisyon başkanınca tasdik olunur.

MADDE 11 –

(Değişik : madde, 18/11/2003 – 4999/6 md.)

Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.

Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım Orman Genel Müdürlüğü, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğüdür.

Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığıdır.

Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar, tapu sicil müdürlüklerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler halihazır vasfı ile kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil olunur.

Bu Kanunun;

a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,

b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi,

Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.

Sınır noktaları ile ölçü işinde kullanılan tüm noktalardaki taş, beton kazık ve diğer işaretler Orman Genel Müdürlüğünce korunur. Noktaların tahribatı veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.

MADDE 12 –

(Değişik : fıkra, 18/11/2003 – 4999/7 md.)

Orman kadastro komisyonları için lüzumlu olan taşıt araçları ile her türlü demirbaş donanımları, görevlilerin kanunî yollukları ve her türlü giderler Orman Genel Müdürlüğünce sağlanır.

(Değişik: 23.02.1995 – 4079/1 md.)

Orman kadastro komisyonları ve amenajman heyetleri başkan ve üyeleri ile bu komisyon ve heyetlerde görevli personele arazide fiilen çalıştırılacak sürelere münhasır olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer alan 1 inci derecenin son kademesi gösterge rakamının (Genel İdare Hizmetleri sınıfında olup kadrosuna tahsisli ek gösterge bulunmayan ve 1 inci dereceden aylık alan yüksek öğrenimliler için öngörülen ek gösterge dahil) Bütçe Kanunlarında Devlet memurları maaşı için belirlenen katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yarısını aşmamak üzere her yıl Orman Genel Müdürlüğünün teklifi ve Orman Bakanınlığının onayı ile tespit edilecek miktarda aylık ödenek, Orman Genel Müdürlüğü Döner Sermaye Bütçesinden ayrıca ödenir.

(Ek : fıkra, 18/11/2003 – 4999/7 md.)

Orman kadastrosu ve 2 nci madde uygulamaları yapılıp kesinleşmiş ormanlarda, gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarınca orman sınırlarının arazi üzerine aplikesi talepleri her yıl Orman Genel Müdürlüğünün teklifi ve Çevre ve Orman Bakanlığının onayı ile belirlenen tarifeler üzerinden ücreti karşılığı yapılır.

II. ORMAN KÖYLÜLERİNİN KALKINDIRILMASI VE NAKLEDİLMESİ

MADDE 13 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 9) Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunup, köylerde veya dağınık yerlerde oturanlardan:

A) Bulundukları yerlerde kalkındırılmaları mümkün görülenler, bu Kanunun ek 3 üncü maddesinde belirtilen fondan öncelikle yararlandırılarak kalkınmalarına katkıda bulunulur.

B) Yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen veya su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan bu köyler halkının kısmen veya tamamen öncelikle bu Kanunun 2 nci madde birinci Fıkra (A) bendinde belirtilen orman sınırları dışında çıkarılan yerlere, bu mümkün olmadığı takdirde diğer yerlere nakil ve yerleştirilmelerine, Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığının görüş de alınarak Tarım ve Orman Bakanlığının Teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir. Nakledilen köyler halkına ait araziler. Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.

III. ORMANLARIN MUHAFAZASI

MADDE 14 –

Devlet ormanlarında: A) Yetişmiş veya yetiştirilmiş fidanları kesmek, sökmek, ekim sahalarını bozmak, yaş ağaçları boğmak, yaralamak, tepelerini veya dallarını kesmek veya koparmak veya ağaçlardan yalamuk, pedavra hartama çıkarmak;

B) Dikili yaş vaya kuru ağaçları kesmek veya bunları kökünden sökmek veya bunlardan kabuk veya çıra veya katran veya sakız çıkarmak, yatık veya devrik ağaçları kesmek veya götürmek, kök sökmek, kömür yapmak;

C) (Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 1) Palamut, ıhlamur çiçeği, her çeşit orman örtüsü, mazı kozalağı tıbbi ve sınai nebatları veya orman tohumlarını toplayıp götürmek;

D) (Ek: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 1) Ormanlardaki göl, gölet, baraj ve derelerde dinamit atmak veya zehir bırakmak suretiyle avlanmak;

E) (Ek: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 1) Ticaret amacıyla olmaksızın kendi ihtiyacı için torak, kum ve çakıl çıkarmak;

yasaktır.

MADDE 15 –

Ormanın gelişmesi için idarenin fenni maksatlarla yapacağı ameliyat dışında; 14 üncü maddenin (A) bendinde yazılı fiillerden fidan sökmek veya dal kesmek ile orman hesalatı elde etmek üzere aynı maddenin (B) Bendinde ve muhtelif faydalar sağlamak için (C) bendinde yazılı fiil ve hareketleri yapmak, orman idaresinin izin ve müsaadesine bağlıdır.

MADDE 16 –

Devlet ormanlarının hudutları içinde, mevzu hükümlere göre maden ocakları araştırma veya işletme ruhsatnamesi ve imtiyazı verilebilmesi için Ziraat Vekaletinin muvafakatini almak şarttır.

Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya mecburdurlar.

MADDE 17 –

Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.

Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerde buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.

(Değişik Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 7) Turizm alan ve merkezleri dışında kalan Devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için gerçek ve tüzelkişilere, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli karşılığı izin verilebilir. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Devletçe yapılan tesisler dışında kalan her türlü bina ve tesisler izin süresi sonunda eksiksiz ve bedelsiz olarak orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Ancak işletmenin maksadına uygun faaliyet gösterdiği Orman Genel Müdürlüğünce belgelenen hak sahiplerinin kullanma hakları yer, bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden belirlenecek yıllık bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri bu uzatma sonunda yapılır. Turizm amaçlı tesisler için hak sahipleri adına tapuda irtifak hakkı tesis edilir. İzin ve irtifak hakları amaç dışı kullanılamaz.

(Ek Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 10) Yukarıdaki fıkrada belirtilen bina ve tesislerin, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda yapılmak istenmesi halinde, Maliye Bakanlığının görüşü alınmaksızın Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde, kullanım bedeli, süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit olunur.

MADDE 18 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 11) orman ürünlerini işleyecek her çeşit fabrika kurulması Tarım ve Orman Bakanlığının; Devlet Ormanları hudutları içinde veya bu orman sınırlarına bir kilometreye kadar olan yerlerde taş, kum ve toprak, dört kilometreye kadar olan yerlerde ise hızar, şerit kurulması ve kireç, kömür, terebentin, katran, sakız ve benzeri gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılması ve balık üretmek üzere tesis kurulması Orman Genel Müdürlüğünün iznine bağlı olup, ruhsatname alınması ve rüsum hakkındaki hükümler saklıdır.

Yangın görmüş ormanlarla, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılan sahalarda ve baraj havzalarında birinci fıkradaki faaliyetlere hiçbir surette izin verilemez.

MADDE 19 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 12) Ormanlara hertürlü hayvan sokulması yasaktır. Ancak, kuraklık gibi fevkalade haller nedeniyle hayvanlarının beslenmesinde güçlük çekildiği tespit edilen bölgeler halkına ait hayvanlar ile orman sınırları içerisinde bulunan köyler ve mülki hudutlarında Devlet ormanı bulunan köyler halkına ait hayvanların orman idaresince belirlenecek türlerine, tayin edilecek saha ve süreler dahilinde, ormanlara zarar vermeyecek şekilde otlatılmasına izin verilir.

Hayvan otlatılmasına izin verilecek sahaların ve hayvan türlerinin belirlenmesi ile otlatma zamanı ve süresinin tayinine ve ilgililere duyurulmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.

Yangın görmüş ormanlarla, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılmış sahalarda hiç bir surette hayvan otlatılamaz.

IV. OTLAK VE MERA İŞLERİ

MADDE 20 –

Devlet ormanları içinde bulunan yaylak, kışlak ve otlaklarla sulama yerlerinde hakları olanlardan buralara hayvanlariyle yahut hayvansız olarak girip çıkmak istiyenler; bu yerlere orman idaresinin göstereceği yollardan geçmeye ve ormanlara zarar vermemeye matuf tedbirlere riayete mecburdurlar.

MADDE 21 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 13) Devlet ormanlarındaki otlaklara dışardan toplu olarak veya sürü halinde hayvan sokulup otlatılması, tanzim olunacak planlara göre orman idaresinin iznine bağlıdır.

Planlar otlak zamanından evvel tanzim ve orman işletme müdürlüklerince tasdik olunur.

MADDE 22 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 14) Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet ormanları içindeki ağaçsız otlak, yaylak ve kışlakların tanzim ve ıslahı hususunda gerekli tedbirleri alır.

V. MUHAFAZA ORMANLARI

MADDE 23 –

Arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskun mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerler daimi olarak; tahrip edilmiş veya yangın görmüş Devlet ormanları da istihsal ormanı haline gelinceye kadar Ziraat Vekaletince muhafaza ormanı olarak ayrılabilirler.

Muhafazaya ayrılan ormanların hudutları belli edilerek civar köy ve kasabalarda ilan olunur. Bu gibi ormanların ayrılma şart ve esasları müddetleriyle suretti idare, imar ve ıslahı ve bunlardan faydalanma şekilleri Ziraat Vekaletince tesbit olunur.

MADDE 24 –

Muhafaza ormanı olarak ayrılması icabeden ve mülkiyeti Devletten başkasına ait bulunan ormanlarla alelumum muhafaza ormanlarının tamamlanması için bunlara eklenmesi lazım gelen sahipli yerler, İcra Vekilleri Heyeti karariyle muhafaza ormanı olarak ayrılır. Sahipleri muvafakat etmedikleri takdirde bu yerler umumi hükümlere göre istimlak edilir.

VI. MİLLİ PARKLAR

MADDE 25 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 15) Orman Genel Müdürlüğü; mevkii ve özelliği dolayısıyla lüzum göreceği ormanları ve orman rejimine giren sahaları; bilim ve fennin istifadesine tahsis etmek, tabiatı muhafaza etmek, yurdun güzelliğini sağlamak, toplumun çeşitli spor ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamak, turistik hareketlere imkan vermek maksadıyla, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma sahaları ve orman mesire yerleri olarak ayırır, düzenler, yönetir ve gerektiğinde işletir veya işlettirir.

VII. İSTİHSAL VE SATIŞ İŞLERİ

MADDE 26 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 16) Orman insan ilişkilerinde, ormanın korunması, kullanma değerlerinin esas tutulması, ormancılıkta ve amenajman planlarında çok taraflı faydalanma esaslarını getirmek maksadıyla; Devlet ormanlarından yapılacak istihsal, Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit olunacak esaslar dairesinde ve amenajman planlarına göre Devlet tarafından yapılır veya 40 ıncı madde hükümleri dairesinde yaptırılabilir.

MADDE 27 –

(Değişik Birinci Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 17) Devlet ormanlarından kesilecek veya herhangi bir sebeple devrilmiş veya kesilmiş ağaçlardan, hangilerinin diplerinin ve hangi ürün çeşidinin kimler tarafından numaralanıp damgalanacağına, orman mahsullerinin kesim, imal, toplama, koruma ve satış icaplarına göre nakil, istif ve ölçme işlerine, naklilye tezkerelerinin tanzim ve kullanılmasına ait şekil ve esaslar Orman Genel Müdürlüğünce tayin ve tespit olunur.

(Değişik : 2 nci fıkra, 18/11/2003 – 4999/8 md.)

Damga çekiçleri dört çeşit olup şekilleri, bu Kanuna bağlı levhada tespit edilmiştir. Bu çekiçlerin yetkililerden başkası tarafından kullanılması yasaktır.

(Değişik : 3 üncü fıkra, 18/11/2003 – 4999/8 md.)

Orman Genel Müdürlüğünce belirlenecek esaslara göre damgaya tâbi iken damgasız, nakliye tezkeresine tâbi iken nakliye tezkeresiz, faturaya tâbi iken faturasız veya sevk irsaliyesiz olan orman emvali kaçak sayılır. Fatura veya sevk irsaliyesinin nakliye tezkeresi yerine geçerli sayılabilmesi için dayandığı nakliye tezkeresinin asgari olarak cilt, sayfa ve tarih bilgilerini taşıması gerekir.

MADDE 28 –

Ormancılık tekniği ve kıymetlendirme icapları zaruri kılmadıkça Orman Umum Müdürlüğünce hiçbir nevi mamul ve yarı mamul yapılamıyacağı gibi orman dışında şehir ve kasabalarda fabrika, depo ve satış yerleri de tesis olunamaz. İcabında Orman Umum Müdürlüğünce fabrika tesis ve işletilmesi icra vekilleri heyeti kararına bağlıdır.

MADDE 29 –

Devlet ormanlarından elde edilecek orman mahsullerinin tarife bedelleri, mıntakalar itibariyle ve piyasa icaplarına göre Orman Umum Müdürlüğü tarafından tanzim ve Ziriaat Vekaletinci tasdik olunur.

MADDE 30 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 18) Devlet ormanlarından elde edilen ürünlerin piyasa satışlarında açık artırma esastır. Açık artırmaya arz edilen orman ürünlerinin miktar ve vasıf itibariyle mahalli ihtiyaçlara ve satış icaplarına uygun partiler halinde ayarlanması zorunludur.

Kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçları ile lüzum ve fayda görülen veya acele olarak satış yapılmasını gerektiren hallerde, her türlü orman ürünü piyasa fiyatı üzerinden tahsisen satılabilir.

Bu maddede yazılı satışların usul ve esasları Bakanlar Kurulunca tespit olunur.

MADDE 31 –

(Değişik: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 8) Mülki hudutları içinde verimli Devlet ormanı bulunan köylerde köy nüfusuna kayıtlı ve köyde devamlı oturan ihtiyaç sahibi hane reislerine, köyde barınmaları için yapacakları ev, ahır, samanlık, ambar ve kümes ile köy halkının müşterek ihtiyacı olan okul, cami, sağlıkevi, köyyolu köprüsü ve köykonağı ihtiyaçları için yapacak emval bu ormanlar civarındaki istif veya satış istif yerlerinden tarife bedeli ile kesme, taşıma ve istif masrafları alınmak suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere verilir. Bu maddeye giren inşaatlar için hak sahiplerinin talebi halinde bu yapucak emval yerine, karşılığı idarece nakit olarak ödenir. Tamiratlar için ise, en yakın istif veya satış istif yerlerindn maliyet bedelinin üçte biri üzerinden emval verilir veya karşılığı nakit olarak idarece ödenir.

Nakit ödeme hallerinde işletmesindeki kerestelik emvalin son üç aylık açık artırmalı satış fiyatı ortalamasından, yeni inşaatlarda tarife bedeli ve fiili masraflar, tamiratlarda ise maliyet bedelinin üçte biri düşülür. Bu şekilde hesaplanan meblağın yüzde doksanı ( % 90) ödenir.

Tamir için tamir ihtiyacının verildiği tarihten itibaren en az beş yıl geçmedikçe, ev, ahır, ambar, samanlık ve kümesin yeni olarak yapıldığı tarihten itibaren ise en az on yıl geçmedikçe tekrar ihtiyaç verilmez. Tamir için verilen miktar, yeni olarak yapılan ev, ahır, ambar, samanlık ve kümes için verilen ihtiyacın dörtte birini geçemez.

Emval yerine, nakit ödeme esas ve usulleri Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilir.

Bu yerler halkının yakacak ihtiyaçları tarife bedeli ile karşılanır. Satış istif yerlerinden karşılanması halinde ise kesme, taşıma ve istif masrafları ayrıca alınır.

Bu maddeye göre verilen yapacak emvalin gayesi dışında kullanılması ve başka bir yere taşınması yasaktır. Ancak, hak sahiplerinin ev ve müştemilatının tabii afete maruz bulunması, baraj veya gölet alanı içinde kalması veya hak sahibinin iskana tabi olması hallerinde yapacak emvalin ve enkazın nakline veya satışına müsaade edilebilir. Bu ihtiyaçların aynı köy halkı arasında devrine idarece izin verilebilir.

Köyden kesin olarak ilişkisini keseceklere ait sahipli yapıların enkazı Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının tespit edeceği esaslara göre nakledilebilir veya satılabilir.

Bu madde hükümlerine göre verilen yapacak ile bunların enkazı ve yakacak odun haczedilemez.

Nakit verilmesi halinde, nakit ödeme amacı ile ilgili inşaat ve tamiratın yapılması zorunludur. Aksi halde 98 inci madde hükümleri uygulanır.

MADDE 32 –

(Değişik: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 9) Mülki hudutları içinde verimsiz devlet ormanı bulunan köylerde, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde devamlı oturan hane reisleri ile, hudutları içinde verimli devlet ormanı bulunan ve nüfusu 2500’den aşağı olan kasabaların muhtaç halkına kendi ihtiyaçlarına sarfetmeleri şartıyla yapacakları, ev, ahır, samanlık, ambar ve kümes ihtiyaçları için bir defaya mahsus; okul, cami, köyyolu köprüsü ve köykonağı gibi köy müşterek ihtiyaçları için de ihtiyaç hallerinde olmak üzere, en yakın satış istif yerlerinden maliyet bedelinin üçte biri karşılığı yapacak emval verilir.

Bu yerler halkının yakacak odun ihtiyaçları her yıl en yakın istif yerlerinden maliyet bedelinin üçte biri ile karşılanır.

Birinci fıkrada belirtilen köy ve kasaba hudutları dahilindeki ormanlardan ağaçlandırma, imar ve bakım gayesi ile yapılan kesimlerle elde edilen yakacak odunlar tarife bedeli ile bu köy ve kasaba halkına, ihtiyaçları için verilir.

31 inci maddenin yasaklarla ilgili hükümleri bu madde için de geçerlidir.

MADDE 33 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 21) Hariçten gelecek ve Hükümetçe iskana tabi tutulacak göçmenlerle, Hükümetçe memleket içinde bir yerden diğer bir yere nakledilecek ve topluca köy kuracak veya köylerde yerleştirilecek olanlara ve köy hudutları içinde yapılacak düzenleme ve toplulaştırmaya tabi tutulacaklara, yer sarsıntısı, yangın, heyelan, sel ve çığ yüzünden felakete uğrayan köylerde bu yüzden zarar gören muhtaç köylülere; yapacakları ev, ahır, samanlık ve ambar için bir defaya mahsus olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığınca en yakın istif veya satış istif yerlerinden kesme, taşıma ve istif masrafları karşılığında yapacak emval verilebilir.

31 inci maddenin 4, 5 ve 6 ncı fıkralarındaki hükümler, bu madde hakkında da tatbik olunur.

MADDE 34 –

(25.05.2000 gün ve 4570 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile değiştirilmiştir.Değişiklik, 4570 sayılı Kanun’un yayım tarihi olan 30.05.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.) Üretimin Orman İdaresi tarafından yapılması halinde, sınırları içinde Devlet ormanı bulunan köy ve kasabalarda o yer nüfusuna kayıtlı olarak ikamet eden gerçek kişilerin veya sınırları içinde Devlet orman bulunan köy ve kasabaların her birinde hane adedinin çoğunluğu tarafından kurulan orman köylerini kalkındırma kooperatiflerinin baltalık ormanlarından birim fiyat (vahidi fiyat) usulü ile kesip, satış istifa yerlerine taşıdıkları yakacak odunların yüzde yüzüne kadarı idarece tayin edilecek süre içinde, istedikleri takdirde kendilerine maliyet bedeli üzerinden verilir.

Ağaçlandırılacak, imar ve ihya edecek sahalarda da baltalık ormanlarda yapılan çalışmalara ait hükümler aynen uygulanır.

Hane adedinin en az yüzde ellibiri tarafından kurulan orman köylerini kalkındırma kooperatiflerinin, birim fiyat usulü ile kesip satış istifa yerlerine taşıdıkları kerestelik, soymalık ve kesme kaplamalık tomrukların ve sanayi odunlarının ayrı ayrı yüzde yirmibeşine kadarı, istedikleri takdirde satış istif yerlerinden, Orman Bölge Müdürlüklerinin son açık artırmalı satış ortalaması fıyatlarından yüzde yirmi düşülerek tespit edilecek bedelle, kendilerine satılır. Ancak, hakkını mal olarak almak istemeyen orman köyleri kalkındırma kooperatiflerine, birim fıyat usulü ile kesip, satış istif yerlerine taşıdıkları kerestelik, soymalık, kesme kaplamalık tomruk ve sanayi odunlarının ayrı ayrı yüzde yirmibeşine kadar için, ilgili orman işletmesince istihsal edilen emvalden, aynı yıl içinde açık artırmalı olarak satılan miktarın genel satış ortalaması ile maliyet bedeli genel ortalaması arasındaki bedel farkı, bilançonun çıkarılmasını müteakip nakden ödenir.

Ancak, Orman Bölge Müdürlüklerinin son açık artırmalı satış ortalaması fiyatlarından yüzde yirmi düşülerek tespit edilecek bedel, maliyet bedelinin üstünde ise orman köylerini kalkındırma kooperatiflerinin hak ettikleri yüzde yirmibeş ürünler kendilerine maliyet bedeli ile satılır,

Devlet ormanlarında istihsalde çalışan gerçek ve tüzel kişilerin, kesip satış istif yerlerine taşıdıkları yapacak ve yakacak emvale ait istihkak tutarları ayrıca yüzde on fazlası ile kendilerine ödenir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı haklardan yararlanabilmek için kesme ve taşıma işinin birim fiyat (vahidi fiyat) kararı ve şartnamelerdeki sürelerle ve esaslara uygun olarak yapılması şarttır.

Bu madde kapsamındaki kooperatiflerden veya üst kuruluşlardan yaptıkları işin mahiyeti ve hacmine göre orman mühendisi veya orman teknikeri çalıştırmaları istenebilir.

Orman Kanununda değişiklik yapan 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden evvelce yararlanmakta olan orman köylülerine de bu maddedeki bedel ve satış esasları uygulanır.

Bu madde hükümlerinin uygulanması ile ilgili esas ve usuller Orman Gene! Müdürlüğünce belirlenir.

MADDE 35 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 23) 31 inci, 32 nci ve 33 üncü maddelere göre yeni ev, ahır, ambar ve samanlık yapmak için yapacak orman emvali alanların, bu hususta tespit olunan yapı sistemlerine uygun inşaat yapmaları zorunludur.

Yapı sistemlerinin tespitine ilişkin yönetmelik; İmar ve İskan Bakanlığı, Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşleri de alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanır, Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.

MADDE 36 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 24) Tarife bedeli ile kesme, taşıma ve istif masrafları ve maliyet bedeli karşılığında zati yapacak alma hakkına sahip olanların ihtiyaçları ve bunlardan muhtaçlık durumu arananlar için Orman Genel Müdürlüğünce belirlenecek esaslara göre muhtaçlık durumları, her sene orman bölge şefinin iştirakiyle köy ihtiyar heyetince ormanın verimi ve isteklilerin ihtiyacı göz önünde tutularak mahallinde tespit edilir.

Köyün müşterek ihtiyaçlarına öncelik tanınır.

Yakacak ihtiyaçları, mevcut hane ve nüfus sayısı esas tutularak verimin dağıtılması suretiyle karşılanır.

Hane sayısındaki eksilmeler ve nüfus sayısındaki değişiklikler köy ihtiyar heyetince orman idaresine bildirilir.

Maliyet bedeli ile zati yakacak alma hakkına sahip olanların ihtiyaçları da aynı heyet tarafından mahallinde tespit edilir.

Köy muhtarı, verilen yapacak ve yakacak ihtiyaçlarını yerinde kullanmayıp her ne suretle olursa olsun elden çıkaranları orman idaresine bildirmekle yükümlüdür.

MADDE 37 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 25) Devlet ormanlarından çıkarılacak tomruk, tel direk, maden direk, sanayi odunu, kağıtlık odun, lif-yonga odunu, sırık, çubuk, yakacak odun, reçine, sığla yağı, çıra ve şimşir gibi yıllık üretim programına alınmış orman ürünlerinin dışındaki her nevi orman ürün ve artıklarını, tayin olunacak mıntıka ve süreler içinde toplayıp çıkarmaları için, öncelik sırasına göre 40 ıncı maddede belirlenen orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine veya işyerindeki veya civarındaki köylülere ilanen duyurulmak suretiyle ve tarife bedelini ödemeleri şartıyla izin verilir.

Bu yerlerdeki halkın veya kooperatiflerin bu işe istekli olmadıklarının veya iş güçlerinin yeterli bulunmamasının tespit ve tevsiki halinde, bu ürün ve artıkların diğer isteklilerce toplanıp çıkarılmasına aynı şartlarla izin verilebilir veya orman idaresince istihsal olunup satılabilir.

Orman Genel Müdürlüğünce belirlenecek ormana zararlı ağaçcıklar ve kökler ile diğer orman zararlılarının, orman idaresince tespit edilecek şartlarla kesilerek, köklenerek, sökülerek veya toplanarak ormandan çıkarılması için isteklilere izin verilebilir. Bunları kesen, kökleyen, söken veya toplayan kişilerden para alınmaz.

MADDE 38 –

(23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 61 ile yür.kld.)

MADDE 39 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 26) Devlet ormanlarından yapılacak istihsalden, 31 inci, 32 nci ve 33 üncü maddelerden istifade edenlerin ihtiyaçları öncelikle karşılanır.

MADDE 40 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 27) Devlet ormanlarında ağaçlama, bakım, imar, yol yapımı, kesme, toplama, taşıma, imal gibi orman işleri; işyerinin ve işyerinde çalışacakların hangi mülki hudut ve orman teşkilatı hudutları içerisinde kaldığına bakılmaksızın, öncelikle işyerinde veya civarındaki orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine ve işyerindeki köylülere veya işyeri civarındaki orman işlerinde çalışan köylülere, işyerine olan mesafeleri ile iş güçleri dikkate alınarak gördürülür.

Yapılacak işe yukarıda belirtilen kooperatiflerin ve köylülerin iş güçlerinin yeterli bulunmaması veya işe ehil olmamaları veya aşırı fiyat istemeleri veya işin dağıtımı veya yapılması ile ilgili konularda çözülmesi mümkün olmayan ihtilaflar çıkarmaları gibi hallerde, bu işler; işyerine civar olmayan orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine veya köylülere yaptırılabileceği gibi taahhüt yolu ile de yaptırılabilir.

Bu işleri yapacak müteahhitlerden, işin mahiyet ve hacmine gör ormancı teknik eleman çalıştırmaları istenilir. Ayrıca bu taahhüde gireceklerden mali yeterlilik belgesi istenir.

MADDE 41 –

(Değişik : 1 nci fıkra, 18/11/2003 – 4999/9 md.)

Herhangi bir suretle satışı yapılmış orman emvali, bedeli ödenmeden veya karşılığı banka teminat mektubu veya Devlet tahvili temin edilmeden, damgaya tâbi olanlar damgalanmadan ve gayri mamûl orman emvali nakliye tezkeresi alınmadan, yarı mamûl ve mamûl orman emvali fatura veya sevk irsaliyesi olmaksızın nakledilemez. Bunlar için düzenlenecek belgelerde emvalin adedi, cinsi, nevi, vasfı, ebadı, miktarı, bedeli, hareket tarihi ve saati ile mesafe dikkate alınarak tanınan geçerlilik süresi gösterilir.

Nakliye tezkereleri mal sahibinin istediği yere ve taşıyıcının taşıma imkanlarına göre müddetli olarak verilir.

Malın ilk götürüldüğü yerlerden başka yerlere taşınmasında, taşıyanın eski nakliyeyi mal mevcuduna göre yeniletmesi lazımdır.

(Değişik : 4 üncü fıkra, 18/11/2003 – 4999/9 md.)

Orman emvali; adedi, cinsi, nevi, vasfı, ebadı, bedeli, hareket tarihi ve saati ile geçerlilik süresi itibarıyla ibraz olunan nakliye tezkeresi, fatura veya sevk irsaliyesine uyduğu ve damgaya tâbi olanlar damgalı bulunduğu takdirde, hepsi üzerinden hacmen yüzde on ve veznen yüzde onbeşine kadar çıkacak fazlalık için, nakliye tezkeresi, fatura veya sevk irsaliyesinde yazılı satış bedeli üzerinden tutarı ve bu tutarın yüzde on fazlası alınarak serbest bırakılır.

Yukardaki hadleri aşan miktar, bütün fazlalığa şamil olmak üzere kaçak sayılarak idarece müsadere olunur.

MADDE 42 –

(Değişik : 1 nci fıkra, 18/11/2003 – 4999/10 md.)

Orman içinde yapılacak nakliyat, orman idaresinin göstereceği yollardan yapılır. Nakliye tezkereleri ile fatura veya sevk irsaliyeleri veya diğer taşıma belgeleri daima taşıyanların üzerinde bulunur ve ilgili memurlar tarafından istenildiğinde gösterilmesi zorunludur.

(Değişik : 2 nci fıkra, 18/11/2003 – 4999/10 md.)

Şehir ve kasabalardaki ticarethane ve fabrikalardan alınan orman emvali şehir içinde fatura veya sevk irsaliyesi ile taşınabilir. Bu belgelerin taşıma araçlarında bulundurulması zorunludur.

Resmi daire ve müesseseler kendi ihtiyaçlar için kullanmak üzer kendi stok mahallerinden veya fabrikalarından iş yerlerine nakledecekleri keresteleri damgalı olmak şartiyle kendilerince mutat ve muteber olan vesikalariyle sevk edebilirler.

MADDE 43 –

İstihsal edilmiş veya edilecek emvale ait açılacak istihkak davalarının kati hükme bağlanmasına kadar mahkemelerce verilecek ihtiyati tedbir kararları ya kesimin durdurulmasına veya kesilmiş emvalin muhafazasına mveyahut bu emvalin tarafların kabul edeceği ve malın tam değerlendirilebileceği şartlar dairesinde satılıp bedelinin bankaya yatırılmasına mütedair olabilir.

MADDE 44 –

Ormanlardan verilen müşterek ve zati ihtiyaçlarla sair mahsulatı tayin edilen müddetler içerisinde mazereti olmaksızın çıkarmıyanların izinleri iptal olunur. Bu emval başka hak sahiplerinin ihtiyaçlarına tahsis edilebilir.

ÜÇÜNCÜ FASIL

HÜKMİ ŞAHSİYETİ HAİZ AMME

MÜESSESELERİNE AİT ORMANLAR

I. İŞLETME VE İMAR

MADDE 45 –

(Değişik: 20.06.1973 – 1744 Sayılı Kanun, Madde 2) Amme müesseselerine ait ormanların tahdit işini de 7 nci maddede yazılı orman kadastro komisyonları yapar. Bu suretle tesbit olunacak hudutları, tahdit tarihinden itibaren iki sene içinde beton veya yontma taşlar dikmek ve sabit kayalar üzerine işaretler hakketmek suretiyle sahipleri belli etmeye mecburdurlar. Komisyonların masrafları Devlete tahdit işlerine ait diğer masraflar alakalılara aittir.

MADDE 46 –

Amme müesseselerine ait ormanları ya sahipleri işletir veya işletmeyi başkasına verebilir. Ancak bunlar orman idaresi tarafından parasız olarak tanzim edilecek harita ve amenajman planlarına göre işletilir ve idare olunur. Bu planlara riayeti orman idaresi kontrol eder.

Sahiplerinin orman idaresine müracaat tarihini takibeden ilk iş mevsiminde işe başlamak suretiyle en kısa zamanda planların ikmali mecburidir.

MADDE 47 –

Amme müesseselerine ait ormanlar parçalanarak, şahıslara veya müesseselere toprağı ile birlikte devir ve temlik edilemez.

II. İDARE VE MUHAFAZA

MADDE 48 –

Amme müesseselerine ait ormanların idaresi ve muhafazası devletin kontrol ve murakabesi altında bu kanun hükümlerine göre sahiplerine aittir.

MADDE 49 –

Devlet ormanlarına ait 14, 17, 18, 19, 20, 21, 41, 42 nci maddelerin hükümleri, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar hakkında da tatbik olunur.

DÖRDÜNCÜ FASIL

HUSUSİ ORMANLAR

I. TAHDİT, HARİTA, İŞLETME VE İMAR

MADDE 50 –

Hususi orman sahipleri, bu kanunun 7 nci maddesi hükümlerine göre tayin olunan orman hudutlarına Ziraat Vekaletince tesbit edilecek işaretleri koymaya mecburdurlar.

MADDE 51 –

Hususi ormanlar, sahipleri tarafından yaptırılıp orman idaresince tasdik olunacak harita ve amenajman planlarına göre işletilir ve idare olunur. Bu plana riayeti orman idaresi kontrol eder. Tayin olunacak müddet içinde bu planları yaptırıp tasdik ettirmiyenlerin harita ve amenajman planları orman idaresince yapılır ve masrafı iki yılda ve dört müsavi taksitte kendilerinden alınır.

MADDE 52 –

(Değişik: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 11) Ekim ve dikim suretiyle meydana getirilen hususi ormanlarhariç, hususi ormanlar 500 hektardan küçük parçalar teşkil edecek şekilde parçalanıp başkalarına temlik ve mirascılar arasında ifrazen taksim edilemez.

Ancak, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerdeki hususi orman alanlarında bu Kanunun 17 nci maddesine göre izin almak ve yatay alanın yüzde altısını (% 6) geçmemek üzere imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir. İnşaatların yapılmasında orman alanlarının tabii vasıflarının korunmasına özen gösterilir.

Hususi ormanlar orman idaresince mahalli tapu idaresine bildirilir.

MADDE 53 –

Hususi ormanların sahipleri mütaaddit olursa bunlar içlerinden birini veya bir başkasını orman idaresine karşı mesul müdür olarak göstermek mecburiyetindedirler. Üç ay zarfında göstermedikleri takdirde, orman idaresi o yer sulh hukuk mahkemesindenbir mesul müdür seçilmesini talebeder.

MADDE 54 –

Hususi ormanlarda yapılacak plan, damga, istihsal ve murakabe işlerinde çalışan orman memurlarının kanuni harcırah ve masrafları hususi orman sahipleri tarafından ödenir.

Bu harcırah ve masrafların karşılığı, bilahara mahsubu yapılmak üzere ve avans olarak orman veznesine peşinen yatırılır.

II. İDARE VE MUHAFAZA

MADDE 55 –

Hususi ormanların idare ve muhafazaları, Devletin kontrol ve murakabesi altında olmak üzere bu kanun hükümlerine göre sahiplerine aittir.

MADDE 56 –

Bu kanunun Devlet ormanları hakkındaki 14, 15, 17, 19 uncu maddeleriyle “orman emvalinin bedeli ödenmeden veya karşılığı banka mektubu, Devlet ve Ziraat Bankası tahvileriyle temin edilmeden” kaydı müstesna olmak üzere 41, 42 nci maddeleri hükümleri hususi ormanlarda da tatbik olunur.

Tohum ve fidandan yetiştirilecek hususi orman sahipleri bu kanunun 14 üncü maddesinin (A) ve (B) bentlerinde yazılı hükümlerden müstesnadır.

Bu ormanlarda avlanma, otlatma ve meyvaların toplanması bu kanun hükümleri dahilinde sahiplerinin iznine bağlıdır.

BEŞİNCİ FASIL

MÜŞTEREK HÜKÜMLER

I. AĞAÇLANDIRMA VE İMAR İŞLERİ

MADDE 57 –

(Değişik: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 8) Orman sahasını artırmak maksadıyla, orman sınırları içinde yangın ve çeşitli sebeplerle meydana gelmiş açıklıklarda, verimsiz, vasıfları bozulmuş ve amenajman planlarında toprak muhafaza karakteri taşımadığı halde muhafazaya ayrılmış orman alanları ile, Devlete ait olup orman yetişme muhiti şartları bakımından elverişli olan yerlerde; köy tüzelkişilikleri ve diğer gerçek ve tüzelkişiler tarafından Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülecek planlara göre ağaçlandırma yapılabilir.

Köy, kasaba ve şehirler civarında Devlete veya diğer kamu tüzelkişilerine ait arazilerle de gerekli şartlar bulunduğu ve ilgili kuruluşların talebi olduğu veya muvafakatları alındığı takdirde bu kuruluşlarca tesis edilmek ve bakılmak şartıyla orman idaresince ağaçlandırmalar yapılabilir.

Bu yerler için lüzumlu fidan ile ağaçlandırma planları ve ağaçlandırma ile ilgili yardımlar bedelsiz sağlanabilir. Ağaçlandırılan sahayı orman halinde koruyup idame ettirmeyenlerden izin hakları geri alınır. İmar ihya çalışması yapılacak bozuk koru ve bozuk baltalık ormanların da bu fıkra hükümleri uygulanır. Mülkiyeti hazinede kalmak üzere bu ağaçlandırma sonucu meydana gelecek ormandan faydalanma usulü, bu Kanunda yer alan hususi ormanlara ait hükümlere göre yürütülür. Bozuk ormanlardan çıkacak her nevi orman emvali, üretim, taşıma ve diğer giderler kendilerine ait olmak üzere bu sahaları boşaltıp ağaçlandıracaklara tarife bedeli üzerinden pazar satışı olarak verilir. Uygulama usul ve esasları Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte gösterilir.

MADDE 58 –

(Değişik : madde , 18/11/2003 – 4999/11 md.)

Orman rejimine dahil veya yeniden orman tesis edilecek yerlerde havza bazında yapılacak ağaçlandırma, erozyon ve sel kontrolü, çığ ve heyelanların önlenmesi, ekosistemlerin korunup geliştirilmesi ve havzada yaşayan insanların hayat şartlarının iyileştirilmesi faaliyetleri, Çevre ve Orman Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili kuruluşlarla birlikte hazırlanan entegre projeler halinde uygulanır.

Ancak, Devlet ormanı içinden geçen mevcut demiryolu, karayolu ve köy yollarının tamiri, tahkimi ve bakımı orman idaresine bilgi verilerek ilgililer tarafından yapılır.

MADDE 59 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 29) 57 nci maddenin ikinci fıkrasında yazılı yerlerdeki ağaçlandırılmış sahalar, ilgili kamu kuruluşuna teslim edilir ve bunlar hakkında bu Kanunun hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlara ilişkin hükümleri uygulanır.

Kendi arazilerinde ağaçlandırma yapmak isteyen gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilere, sahipleri tarafından talep edildiği takdirde; plan ve proje yapımında ve bunların uygulamalarında, orman idaresince teknik yardım yapılabilir, plan ve projeleri Orman Genel Müdürlüğünce tasdik edilmiş sahaların fidan ihtiyaçları parasız karşılanır. Bunlar hakkında hususi ormanlara ilişkin hükümler uygulanır.

MADDE 60 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 30) Orman İdaresi ve diğer kamu kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerin orman ağacı ve ağaçcığı fidan ihtiyaçlarını karşılamak üzere uygun görülen yerlerde, her yıl ağaçlandırılacak sahaya yetecek miktarda fidan üretecek genişlikte fidanlıklar tesis edilir.

MADDE 61 –

Orman hudutları dışında olup da ağaçlandırılması zaruri görülen yerlerde Orman Umum Müdürlüğünce hazırlanacak plan dairesinde ağaçlandırma yapılır.

MADDE 62 –

(Değişik: 05.06.1986 – 3302 Sayılı Kanun, Madde 9) Ağaç sevgisinin yayılmasını ve kökleşmesini teminen Orman Genel Müdürlüğü gerekli yayın ve propagandayı yapar.

Öğrencilerin ve askerlerin ağaç dikimi ve bakımında görevlendirilmesi ve ağaçların faydaları hakkında dersler okutulmasıyla ilgili esaslar Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmeliklerde düzenlenir.

MADDE 63 –

(En ufak parçası yarım hektardan ve parçalar yekunu bir hektardan aşağı olmamak şartiyle kavak, okaliptüs ve kızılağaç dahil olmak üzere yeni ağaçlandırılan arazinin sahibi, ağaçlandırmadan itibaren elli sene için ağaçlandırdığı sahalara ait arazi ve bina vergilerinden muaf tutulur. Bu sahaları orman halinde muhafaza etmiyenlerden vergi muafiyeti kaldırılır.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazide ağaçlandırma yapmak istiyenler vali veya kaymakama müracaat ederler. Bu yerlerin bu durumda olduğu tesbit olunduktan sonra, orman idaresi tarafından yapılacak ağaçlandırma planına göre, ağaçlandırma işine Ziraat Vekaletince izin verilir.

Ağaçlandırma planları ve ağaçlama bilgisine ait türlü yardımlar, orman idaresince parasız yapılır. Plana göre ve müddeti içinde ağaçlandırılan sahalar ağaçlamaya başlanan yıldan itibaren beş yıl sonunda bu ağaçlamayı yapana parasız temlik olunur.

Ağaçlanan sahayı; orman halinde koruyup idame ettirmiyenlerden temlik edilen yer geri alınır. Bu şartlara göre kurulan ve idame ettirilen ormanlar Devlet ormanlarına katılmak üzere istimlak edilmez.

MADDE 64 –

(Değişik: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 12) Bu Kanunun 57 ve 63 üncü maddelerine göre gerçek ve tüzelkişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının orman ve fidanlık tesis etmesi ve işletmesi amacıyla Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı emrinde “Ağaçlandırma Fonu” kurulur.

A) Fon aşağıdaki gelirlerden teşekkül eder:

a) Genel bütçeden aktarılacak miktar,

b) Orman Genel müdürlüğünün yıllık satış gelirlerinden yüzde beşe (% 5) kadar Tarım Orman ve Köyişleri Bakanınca tespit edilecek miktar,

c) 6831 sayılı Orman kanununun 16, 17, 18 ve 115 inci maddelerine göre verilen izin, muvafakat, intifa ve irtifak hakkı gelirleri,

d) Bağışlar,

e) Diğer gelirler.

B) Fonun kullanılması ve harcamalar: Fondan yapılacak her çeşit harcamalar 1050 ve 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabi değildir. Bu fon harcamalarının kredi ve hibe olarak kullanılmasına ilişkin şekil ve esaslar ile diğer hususlar Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konacak bir yönetmelikle tespit edilir.

C) Hesap dönemi ve Denetim: Fonun hesap dönemi mali yıldır. Bu maksatla Maliye ve Gümrük Bakanlığınca Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı emrine bir Fon Saymanı tayin edilir. Bilanço ve kesin hesap ertesi yılın Mart ayı içinde Sayıştay’a verilir. Yönetmelikteki esaslara göre denetim Sayıştay’ca yapılır. Bu fonla ilgili dava ve icra takipleri Orman Genel Müdürlüğünce 3234 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülür.

MADDE 65 –

Orman veya ağaç yetiştireceklere ve kültür arazisi kenarlarında çit yapacaklara orman fidanlıklarından ambalajlı olarak Orman Umum Müdürlüğünce fidanların yaşına, cins ve nevine göre tesbit edilen bedeli mukabilinde fidan ve tohum verilebilir. Resmi daire ve müesseselerin fidan ihtiyaçları da ambalaj ve nakil masrafları kendilerine ait olmak üzere bedelsiz sağlanabilir.

MADDE 66 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 32) Orman yetiştirecek orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine lüzumlu fidanlar, orman idaresi tarafından bedelsiz verilebilir. Dikim işi ilgili orman memurlarının gözetimi altında yaptırılır. Bu ağaçlama sahaları orman idaresinin devamlı gözetim ve kontrolü altında bulundurularak gelişip yetişmesi için lüzumlu tedbirlerin alınması sağlanır.

MADDE 67 –

Devlete ait fidanlıklarla diğer fidanlıklarda kullanılacak veya orman yetiştirmek maksadiyle ekilecek orman ağacı tohumlarının, orman idaresinin kontrolu altında toplanmış, muayene edilmiş ve menşe şahadetnamesi (Sertifika) verilmiş tohumlardan olması şarttır.

Orman fidanlıklarından yurt dışına sevk edilecek fidanlarla, orman ağacı tohumlarına orman idaresince bir menşe şahadetnamesi (Sertifika) verilir. Yabancı memleketlerden ithal edilecek orman ağacı fidanları ile tohumlarının cins, nevi ve sair hususlarını belirten menşe şahadetnameleri (Sertifika) alakalı orman idaresince incelendikten sonra giriş izni verilir.

Orman fidanlığı kuracak hususi müteşebbislere Orman Umum Müdürlüğünce parasız tohum verilebilir.

II. ORMAN YANGINLARININ SÖNDÜRÜLMESİ

MADDE 68 –

Ormanların içinde veya yakınında ateş ve yangın belirtisi görenler bunu derhal orman idaresine veya en yakın muhtarlığa, jandarma dairelerine veya mülkiye amirlerine haber vermeye mecburdurlar.

Yangın ihbarında Devlete ait her türlü askeri ve mülki haberleşme vasıtalarından derhal ve parasız olarak faydalanılır.

PTT merkezleriyle, demiryolları istasyonlarından çekilen yangın ihbarına ait telgraflarla yangının seyrini bildiren ve yangın hakkındaki yardım taleplerini ve söndürülmesine ait direktifleri ihtiva eden telgraflardan ve aynı hususlara taalluk eden telefon muhaberatından ücret alınmaz.

Yangın haberleşmesini en seri şekilde sağlamak üzere ormanlardaki yangın gözetleme kule ve kulübeleriyle bakım merkezi ve orman teşkilatının kuruluş merkezleri arasında orman idaresince gerektiği yerlerde telefon devreleri ve İcra Vekilleri Heyeti karariyle ruhsat almak suretiyle telsiz alıcı ve verici istasyonları tesis olunur.

Telefon devreleri PTT İdaresi santrallerine ve PTT İdaresinin santrali olmıyan yerlerde jandarma santrallerine bağlanabilir.

PTT santrallerine bağlı olanlar hariç olmak üzere hususi telefon hatları için hiçbir ücret, resim, vergi ve ruhsat parası verilmez.

MADDE 69 –

Orman yangınlarında yangına civar köy ve kasabaların 18 yaşını bitirip 50 yaşını doldurmamış bütün erkek nüfusu beraberinde mevcut balta, kürek, kazma, destere gibi yangın söndürmeye yarıyacak aletleriyle yangın yerine gitmeye ve yangını söndürmeye mecburdurlar.

Söndürme işine gelenler yangını söndürmeye kafi gelmezse daha ilerdeki köy ve kasaba halkından mükellef olanlar da yangın yerine gönderilir. Aynı şekilde, vali, kaymakam, nahiye müdürü ve köy muhtarları ve civardaki asker ve jandarma birlik kumandanları bölgedeki orman başmüdürü ve onun lüzum göstereceği orman memurları yangın mahalline yardımcı göndermeye ve bizzat gitmeye mecburdurlar. Yangın söndürülmesinde çalışanların bu yüzden hasara uğrıyan zati eşya ve teçhizatını Devlet ormanlarında orman idaresi, diğer ormanlarda alakalıları tazmine mecburdurlar.

Bu maddenin tatbikatı hakkında Milli Müdafaa, Dahiliye ve Ziraat Vekaletlerince bu kanunun neşri tarihinden itibaren üç ay zarfında bir talimatname hazırlanır.

MADDE 70 –

Ormanlarda yangın söndürülmesi için gideceklerin muayyen tarifeli vasıta ile hareket ettikleri takdirde gidiş ve dönüş ücretleri orman idaresi tarafından ödeneceği gibi müstacel zamanlarda salahiyetli memurların görecekleri lüzum üzerine bunlar kamyon, araba gibi diğer vasıtalarla da götürülüp getirelebilirler.

Bunların ücreti de orman idaresi tarafından ödenir. Bunlara söndürme işinde çalıştıkları müddetçe Devlet ormanlarında orman idaresi, diğer ormanlarda alakalılar tarafından parasız ekmek, katık ve sigara verilir. Başkaca ücret verilmez.

Mahallin en yüksek mülkiye amiri tarafından lüzum görülecek miktarda askeri nakil vasıtaları ile diğer daire ve İktisadi Devlet teşekküllerine, belediyelere ait nakil vasıtalarının, sadece akaryakıt bedelleri orman Umum Müdürlüğünce ödenmek kaydiyle ücretsiz olarak orman yangınlarının söndürülmesine mütaallik işlerde kullanılmasına emir verilebilir.

MADDE 71 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 33) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 13) Genel hükümlere göre tazminat talebi ile mahkemeye müracaat hakları mahfuz kalmak üzere, yangın söndürülürken sakatlananlara sakatlık derecelerine göre, Orman Genel müdürlüğünce olay tarihindeki devlet memuru 1 inci derece son kademe brüt aylığının üç misline kadar, ölenlerin kanuni mirasçılarına ise bu miktarın beş misli para tazminat olarak verilir.

Devlet memuru olup da sakatlanan veya ölenler hakkında genel hükümler tatbik olunur. Ayrıca bu memurlar birinci fıkra hükmünden de yararlanırlar.

Yukarıda belirtilen ödemeler, mahkemeler tarafından hükmolunacak tazminata mahsup edilmez.

Yaralanan ve hastalananların hastanelere nakli ve tedavi masrafları orman idaresine aittir. Bunlar Devlet ve kamu kuruluşlarına ait hastanelerde parasız tedavi edilir.

MADDE 72 –

Orman yangınları için çekilen bilumum telgrafları telgrafhane ve demiryolu istasyon memurları derhal çekmeye ve telgrafı alan memurlar da bunu hemen mahalline göndermeye mecburdurlar.

MADDE 73 –

Mahalli Hükümetin veya orman memurlarının sevk kağıdı üzerine istasyon memurları yangını söndürmek üzere gidecek olanları asker tarifesiyle ve mahsubu bilahara yapılmak üzere yangına civar olan mahalde indirmek şartiyle yolcu veya marşandiz katariyle ve mümkün olan yerlerde hususi katarla götürüp getirmeye mecburdurlar.

MADDE 74 –

Orman idaresinin göstereceği lüzum üzerine mahallerinin en büyük mülkiye amirleri, kuraklık veya yangın olup da henüz söndürülmüş fakat sirayet ihtimalleri tamamen bertaraf edilmemiş olmak gib fevkalade zamanlarda muayyen bir müddet için ormanlara girmeyi men ve oralardaki her türlü işlerin tatilini emredebilirler.
MADDE 75 –

Orman idaresi yangınları önlemek maksadiyle en çok beş yılda tahakkuk ettirelecek bir plan ve program dahilinde yangın emniyet yolları ve yangın kule ve kulübeleri yapmak ve bunları idare merkezlerine telli ve telsiz telefonla bağlamakla mükellef olduğu gibi yangın tehlikesinin fazla olduğu mıntakalarda yangın mevsimine munhasır olmak üzere lüzum gördüğü yerlerde ve yeter miktarda yangın söndürme alet ve malzemesini havi motorlu vasıtalarla teçhiz ve takviye edilmiş yangın ekipleri bulundurur.

(24.05.2000 gün ve 4569 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile eklenmiştir.) Orman yangınlarını önleme ve orman yangınlarıyla mücadele harcamaları için Orman Genel Müdürlüğü Katma Bütçesine yeterli miktarda ödenek konulur.

MADDE 76 –

(Değişik: 04.07.1995 – 4114 Sayılı Kanun, Madde 1) a) Devlet ormanlarında Orman İdarsince belirlenen konak yerlerinden başka yerlerde gecelemek,

b) Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahalli terketmek,

c) Ormanlara sönmemiş sigara veya yangına dolaylı olarak yol açabilecek madde atmak,

d) Ormanlara dört kilometre mesafede veya bu Kanunun 31 inci ve 32 nci maddeleri kapsamına giren köyler hudutları içinde anız veya benzeri bitki örtüsü yakmak,

Yasaktır.

III – ORMAN MEMURLARININ SİLAH TAŞIMA VE KULLANMA HAK VE

MADDE 77 – SALAHİYETLERİ

Orman teşkilatında her sınıf, derece ve vazifede çalışan memurlardan, Orman Umum Müdürlüğünce lüzum görülecek olanlar, İcra Vekilleri Heyetince seçilecek silahla teçhiz olunurlar.

Bu silahlar memurlara orman idaresince demirbaş olarak verilir.

Devlet ormanlarından gayrı ormanlarda çalışan orman bekçilerine de umumi hükümler dairesinde silah taşıma izni verilebilir.

MADDE 78 –

77 nci madde mucibince silah taşımaya salahiyetli olanlar vazifelerini ifa sırasında aşağıda yazılı hallerde silahlarını kullanabilirler:

A) Türk Ceza Kanunu’nun 49 uncu maddesinde yazılı hususlarda;

B) Tecavüz veya taarruza yarıyan alet ve silahları taşıyanlara alet veya silahların derhal teslimi emredildiği halde bu emre riayet edilmiyerek fiilen tecüvüz ve taarruzda bulunulması ve bu tecüvüz ve taarruzun da başka şekilde def’ine imkan olmaması;

C) (B) bendi gereğince teslim edilen alet ve silahları veya elkonan müsadereye tabi nakil vasıtaları ile orman emvalini veya memurun silahını almak veya orman bölgesi ve muhafaza binalarına zorla girmek maksadiyle vakı tecavüz ve taarruzun başka şekilde define imkan bulunamaması.

IV. SUÇLARIN TAKİBİ

MADDE 79 –

(Değişik Birinci fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 34) Orman memurları orman suçlarına ilişkin delilleri bir zabıt ile tespit ve nakil vasıtaları ile suç aletleri ve suç mahsulü malları zapt ve icabında suç işleyenleri yakalamak selahiyetini haizdirler. Sahipleri tarafından tohum ve fidandan yetiştirilen hususi ormanlarda da bu madde hükümleri uygulanır.

Talep vukuunda polis jandarma, köy muhtar ve bekçileri orman memurlarına yardıma mecburdurlar.

MADDE 80 –

Orman memurları, av tezkeresi olmıyanların ve orman idaresinden izin almamış olanların ormanlarda ve orman göl ve derelerinde 14 üncü maddenin (C) fıkrası hilafına avlanmalarını men’e avlarını ve vasıtaların zaptetmeye salahiyetlidir.

MADDE 81 –

Orman içinde veya civarında bulunan köylerin muhtar ve ihtiyar meclisi kendi köy hudutları içinde bulunan Devlet ormanlarının muhafazasında orman teşkilatı ile iş birliği yapmakla vazifelidir.

Bu maksatla suçların takibi faslında yazılı salahiyetleri, orman teşkilatı mensupları ile birlikte veya Ziraat Vekaletince belirtilecek esaslar dahilinde ayrı olarak kullanırlar.

MADDE 82 –

Orman memurları, bu kanun hükümlerine muhalif hareket edenlerin hüviyetlerini, ikametgahlarını ve suçlarının mahiyetini tesbit ile kendileri, suçlu ve varsa hazır bulunanlardan en az iki kimseye imzalattıracakları bir zabıt tanzim ederler.

Hüviyeti tesbit edilemiyen suçlular vakit geçirilmeksizin hüviyeti tesbit edilebilecek en yakın köyün muhtar veya ihtiyar heyetine ve bunlarla da tesbiti mümkün olmazsa en yakın zabıta merkezine götürülürler.

Memurlar, vakit geçirmeksizin bu zabıtları bağlı bulundukları amirlerine gönderirler. Amirlerce tetkik edilerek en kısa bir zamanda mahalli cumhuriyet müddeiumumiliğine verilir.

Bu zabıtla, hilafı ispat olununcaya kadar muteberdir.

Zabıt varakasının hilafını iddia halinde, maznun, mahkemeye bu iddiası hakkında kanaat verecek deliller gösterir ve mahkeme bu müdafaayı tamike şayan görürse delillerini istima ve tetkik eder. Neticede maznunun iddiasını haklı gösterecek bazı sebepler karşısında kalırsa ancak o takdirde, zabıt varakasını imza etmiş olan memurları çağırıp dinledikten ve başka deliller varsa inceledikten sonra hasıl edeceği kanaate göre davayı intaceder.

MADDE 83 –

(Değişik Birinci Fıkra: 04.07.1995 – 4114 Sayılı Kanun, Madde 2) 110 uncu maddenin ikinci fıkrasında gösterilen suçlara müteallik davalar Asliye Ceza Mahkemelerinde, üçüncü fıkrasında gösterilen suçlara müteallik davalar Ağır ceza Mahkemelerinde, bu suçların dışında kalan ve bu kanunda cezaları tayin edilen orman suçlarına mütaallik davalar sulh ceza mahkemelerinde görülür.

Orman suçlarınaait davalar mahkemelerce acele mevaddan sayılır.

MADDE 84 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 35) Orman suçlarından dolayı zaptolunan ağaç, tomruk, kereste, yakacak ve sair mahsuller ile suçta kullanılan aletler, vazifeli orman memurları tarafından muhafaza edilmek üzere orman depolarına, orman deposu yoksa ve suç mahalli belediye hudutlarında ise o yer belediyesine, köy hudutları içinde ise o köy muhtarına, yokluğunda vekiline, onun da yokluğunda ihtiyar heyeti üyelerinden birine yediemin senedi mukabilinde teslim olunur. Belediye veya köy yetkililerine teslim edilen bu mallar en kısa zamanda orman depolarına idarece nakledilir. Bunlardan çürüyecek veya bozulacak olanlarla muhafazası müşkül ve masraflı bulananlar, Cumhuriyet savcılığına yazılı bilgi verilip onbeş gün beklendiktan sonra herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın orman işletme müdürlüklerinin müsadereli mallar satış komisyonlarınca, mahallinde veya pazar yerlerinde ilan edilmek suretiyle derhal satılır.

(Ek Fıkra: 22.06.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 14) Ancak, sahiplerinin talepleri üzerine suç aletleri yukarıda belirtilen satış komisyonlarınca takdir ve tespit edilecek rayiç değerleri karşılığında, kanunen muteber teminat veya muteber müteselsil kefil göstermeleri ve dava neticesinde müsaderesine karar verildiği takdirde aynen iade şartıyla sahiplerine teslim edilir.

Zaptolunan nakil vasıtaları orman idaresinde veya yedieminde bekletilemez. Bu vasıtaların kayıtlı olduğu trafik bürosuna derhal durumu bildirilir ve trafik görevlilerince de, trafik siciline ve ruhsatnamesine orman suçundan zaptedilmiş olduğu hususunda açıklama konulur. Trafik sicili ve ruhsatnamesinde bu açıklamayı taşıyan nakil vasıtasını satın alan üçüncü şahısların iyi niyet iddiaları dikkate alınmaz. Bu nakil vasıtaları; sahiplerinin talepleri üzerine birinci fıkrada belirtilen satış komisyonlarınca takdir ve tespit edilecek rayiç değerleri karşılığında, kanunen muteber teminat veya muteber müteselsil kefil göstermeleri ve dava neticesinde müsaderesine karar verildiği takdirde aynen iade şartıyla, sahiplerine teslim edilir.

Zaptolunan nakil vasıtası ile yeniden orman suçu işlendiği takdirde vasıtanın sahibine iade olunabilmesi için nakit veya Devlet tahvili veya banka teminatı verilmesi zorunludur.

Suçta kullanılan nakil vasıtaları kesin bir zaruret olmadıkça yediemine teslim edilemez. Sahibi tarafından belirtilen esaslara uygun olarak alınmayan veya istenmeyen veya sahibi bulunmayan canlı nakil vasıtaları beş gün, diğer nakil vasıtalır ise en çok bir ay beklendiktan sonra birinci fıkrada belirtilen satış komisyonunca mahallinde veya pazar yerlerinde, bu yerlerde alıcı bulunmadığı veya uygun fiyat teşekkül etmediği takdirde, idarece uygun görülecek herhangi bir yerde, ilan edilmek suretiyle satılır.

Müsaderesine karar verilmeden yukarıda gösterildiği şekilde satışları yapılan orman emvali, sair mahsuller, suçta kullanılan aletler ve nakil vasıtalarının bedelleri, yapılan her türlü masraflar düşüldükten sonra emanet olarak bankaya veya orman idaresi veznesine yatırılır. Durum ilgili mahkemeye bildirilir.

Orman suçu sebebiyle bu vasıtalar idarece zaptedildikten sonra kaçırılmış veya çalınmış veya mahkemelerce verilen müsadere hükümlerinin kesinleşmiş olması hallerinde, orman idaresince satışı yapılacak nakil vasıtalarının, orman idaresinin yazılı talebi üzerine orman memurları, polis, jandarma, trafik görevlileri ve belediye zabıtası, bu vasıtaları kimin elinde olursa olsun yakalayarak en yakın orman idaresine teslim ile görevli ve yükümlüdürler.

Müsaderesine karar verilen emval, nakil vasıtaları ve suçta kullanılan aletler satılmamış ise satılır.

Sanık lehine karar verilmesi halinde zaptedilmiş emval veya nakil vasıtası mevcut ise derhal, satılmış ise bedeli aynen iade olunur.

Müsaderesine hükmolunup satışı yapılan nakil vasıtasının satış bedeli suç tarihinde idarece tespit edilerek teminata bağlanmış değerinden düşük olduğu takdirde aradaki fark, alınmış teminattan mahsup edilir veya sahibinden yahut kefillerinden tahsil edilir.

Müsaderesine karar verilen nakil vasıtası hakkında verilmiş başka bir müsadere kararı sebebiyle satışın mümkün olamaması halinde alınmış teminat orman idaresince irat kaydedilir veya zabt sırasında tespit edilmiş değeri sahibinden veya kefilinden tahsil edilir.

Hüküm kesinleştikten sonra, evvelce satılıp parası emanete alınan veya bilahara satılan nakil vasıtası ve suç aletlerinin satış bedelinin yüzde yirmisi (% 20’si) kaçağı haber verenlere, yüzde otuzu (% 30’u) ise yakalayıp zaptedenlere ikramiye olarak verilir.

Polis, jandarma, köy muhtarı, ihtiyar heyeti üyelerinin suç aletleri ve nakil vasıtasını yakalamaları ve orman idaresine teslim etmeleri halinde, bunlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Nakil vasıtası ve suç aletleri satış bedelinin yüzde ellisi (% 50’si), orman emvalinin satış bedelinin ise tamamı Orman Genel Müdürlüğü hesabına irat kaydedilir.

MADDE 85 –

Orman içinde kimin tarafından kesildiği veya hazırlandığı belli olmıyan veya suçlunun kaçması sebebiyle faili tesbit olunamıyan orman mahsulleri ve cürüm aletleri, orman idaresinin satış usullerine göre satılır ve bedelleri irat kaydolunur.

Bu mallarla beraber bulunan nakil vasıtalarının bulunamıyan sahipleri on beş gün müddetle yapılacak ilanla araştırılır. İlan sonunda sahibi meydana çıkmıyan vasıtalar hakkında birinci fıkra hükmü tatbik olunur.

MADDE 86 –

İzin almadığı veya orman içinde bir hizmeti bulunmadığı halde ağaç kesecek veya nakledecek vasıtalarla orman içinde görülen veya halinden şüphe edilen kimseleri orman dışına çıkarmaya orman memurları salahiyetlidirler.

MADDE 87 –

Otlatma izni verilmiyen ormanlarda başıboş görülen hayvanlar en yakın köy muhtarlarına veya belediyelere makbuz karşılığı teslim olunur. Hayvan sahibi zuhur edip zabıt varakasını imza ederse hayvan kendisine verilir.

Muhtara veya belediyeye teslimden itibaren ilan edilen on beş gün içinde sahibi bulunmıyan hayvanlar idarece usulen satılarak bedeli bankaya veya orman idaresi veznesine yatırılır.

Bankaya veya orman idaresi veznesine yatırıldıktan sonra bir sene içinde sahibi zuhur etmezse bu bedel orman idaresince irat kaydolunr.

Hayvan sahipleri bakma masraflarını ödemeye mecburdurlar.

MADDE 88 –

Orman suçlarından mütevellit aramayı icabettiren haller, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 97 nci maddesinde yazılı, tehirinde mazarrat umulan hallerden sayılır ve bu aramaları orman memurları aynı madde hükmüne tevfikan yaparlar.

Arama sırasında zaptolunan kaçak orman emvali hakkında bu kanunun 84 üncü maddesi hükmü tatbik olunur.

MADDE 89 –

Bu kanunun tatbikı bakımından imalat ve fabrikasyonun kontrolüne Orman Umum Müdürlüğü salahiyetlidir. Bu kontrolün ve umumiyetle nakliye tezkereleri yoklamasının nasıl yapılacağı Orman Umum Müdürlüğünce tesbit olunur.

MADDE 90 –
Bakım kuruluşunun tamamlandığı mıntakalardaki vilayet ve kaza merkezlerinde bir ihbar vakı olmadıkça veya takip sebebine uymadıkça orman mahsulleri ve bunlara ait nakliye ve tezkere kontrolü yapılmaz.

Orman idaresi bu kanunun mer’iyete girdiği tarihten itibaren en çok beş sene içnde ormanların bakım kuruluşlarını tamamlar.

V. CEZA HÜKÜMLERİ
MADDE 91 –

(Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 36) 14 üncü maddenin (A) ve (B) bentleriyle yasak edilen fiillerden yapacak emval veren ağaçları kesenler iki aydan bir seneye kadar hapis ve yapacak emvalin beher metre küpü için beşbin liradan yirmibin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Acak yirmi santimetre kutrundan aşağı olanlar için bu cezalar bir misli artırılarak hükmolunur.

14 üncü maddenin (A) ve (B) bentleriyle yasak edilen fiillerden yapacak emval veren ağaçları keserek odun veya kömür yapanlar bir aydan altı aya kadar hapis ve odunun beher kentali için bin lira, kömürün beher kentali için de beşbin lira ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu suretle verilecek para cezası üçbin liradan aşağı olamaz.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ağaç kesme motorlu araç ve gereçler kullanılarak yapılmış ise asıl cezaları bir misli artırılarak hükmolunur.

14 üncü maddenin (A) bendinde yazılı yetişmiş veya yetiştirilmiş fidanları kesmek, sökmek, ekim sahalarını bozmak, ağaçları boğmak, bunlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkarmak fiilleri için verilecek cezalar beş misli artıralarak hükmolunur. Bu maddenin uygulanmasında fidandan maksat sekiz santimetreden daha az orta kuturlu ağaç ve ağaçcıkların fidelik, çırpılık, çubukluk safhalarındaki halidir.

14 üncü maddenin (A) ve (B) bentleriyle yasak edilen ve yukarıdaki fıkralarda yazılı bulunmayan fiilleri işleyenler bir aydan üç aya kadar hapis ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

(Değişik Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 2) 14 üncü maddenin (C) bendinde yazılı fiilleri işleyenlere (Değişik : ibare, 18/11/2003 – 4999/14 md.) “yüzmilyon lira”, (D) bendinde yazılı fiilleri işleyenlere (Değişik : ibare, 18/11/2003 – 4999/14 md.) “birmilyar lira” para cezası verilir.

Bu Kanunun 14 üncü maddesinin (A) ve (B) bentlerine muhalif hareket edenler orman sahipleri ise yapılan zarar miktarına göre bir aydan bir seneye kadar hapis ve onbin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Ancak kendi arazisi üzerinde tohum ekmek veya fidan dikmek suretiyle yetiştirilecek ormanların sahipleri yukarıdaki fıkra hükmüne tabi değildir.

14 üncü maddedeki suçları hayvan beslemek için işleyenler hakkında yukarıdaki cezalar bir misli artırılır.

14 üncü maddedeki suçları, suçun işlendiği orman içi köy nüfusuna kayıtlı ve fiilen bu köeyde oturanlar dışındakilerin işlemesi halinde yukarıdaki cezalar iki misli artırılır.
MADDE 92 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 37) (Değişik Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 3) Bu Kanunun 16 ncı maddesi gereğince ormanlardan izin almadan açılan maden ocakları idarece kapatılır. Çıkarılan madenler ve her türlü tesisler ile alet, edevat ve nakil vasıtalarına el konulur. El konulan malların mahkemece müsaderesine karar verilir. El konulan ve müsaderesine karar verilen mallar hakkında bu Kanunun 84 üncü maddesi uygulanır.

(Değişik Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 3) Bu Kanunun 16 ncı maddesi gereğince izinsiz maden ocağı açanlara (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “beşmilyar lira” para cezası verilir.

Başkaca zarar husule gelmiş ise ayrıca tazmin ettirilir. İzin alarak bu nevi ocakları açanlar idarece kendilerine veya temsilcilerine tebliğ edilecek tedbirlere riayet etmezler ise bu cezanın yarısına hükmolunur. Bu tedbirlere riayet edilinceye kadar ocaklar orman idaresince işletilmekten men edilir.
MADDE 93 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 38) Bu Kanunun 17 nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

İşgal ve faydalanma yeniden tarla açmak suretiyle vaki olduğu veya yanmış orman sahalarına ilişkin bulunduğu veya kesinleşmiş orman kadastrosu sanırları içerisinde işlendiği takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Birinci ve ikinci fıkralarda değinilinen işgal ve faydalanılan alanın ve yeniden açılan tarlanın yüzölçümünün beş dekardan fazla olması halinde, bu fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılır.

Her türlü mahsul ve tesislerin müsaderesine hükmolunur. Müsadere olunan mahsuller satılarak bedeli Orman Genel Müdürlüğünce irad kaydolunur. Müsadere olunan tesisler ise Orman Genel müdürlüğünce ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık veya diğer kamu hizmetlerinde kulalınılabilir. Aksi takdirde ilgili orman idaresince, yıkılmak suretiyle karar infaz olunur. İdarenin bu husustaki talebi halinde genel zabıta kuvvetleri idareye yardım etmekle mükelleftir.

17 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki yerleri amaç dışı kullananlar ve amaç dışı kullanılmasına izin verenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
MADDE 94 –

(Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 4) Bu Kanunun 18 inci maddesinde belirtilen ve yapılması izne bağlı fabrika, hızar ve şeritlerle, kireç, kömür, terebentin, katran, sakız, taş, kum, toprak ve buna benzer ocaklar ile balık üretme tesislerini izinsiz kuranlara (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.)”birmilyar lira” para cezası verilir. Bunların işletilmesi men edilir. Bu tesisler Devlet ormanları içinde kurulmuş ise el konulur. El konulan malların makemece müsaderesine karar verilir. El konulan ve müsaderesine karar verilen mallar hakkında bu Kanunun 84 üncü maddesi hükmü uygulanır.

Bu Kanunun 14 üncü maddesinin (E) bendinde yazılı filleri işleyenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “yüzmilyon lira” para cezası verilir.

MADDE 95 –

(Değişik Birinci Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 5) Bu Kanunun 19 uncu maddesi hükümlerine aykırı olarak ormanlara izinsiz hayvan sokanlarla, ormana başı boş hayvan girmesine sebep olanlara beher kıl keçi ve deve için (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “beşmilyon lira”, diğer büyükbaş hayvanların beheri için (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “ikimilyon lira”, küçükbaş hayvanların beheri için (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “birmilyon lira”para cezası verilir.

(Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 40) Bu suretle verilecek para cezası (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “onbeşmilyon liradan” aşağı olamaz.

(Ek Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 40) Ormanlara izinsiz hayvan sokmak suçunu, suçun işlendiği orman içi köy nüfusuna kayıtlı ve fiilen bu köyde oturanlar dışındakilerin işlemesi halinde, yukarıdaki cezalar iki misli artırılır.

(Dördüncü Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 5 ile yür.kld.)

Yanmış orman sahaları ile alelumum gençleştirme sahalarına, geçleştirmeye tefriki tarihinden itibaren 15 sene içinde hayvan sokulması veya başıboş bırakılmak yüzünden girmesi halinde yukarda yazılı cezalar iki misli tatbik olunur.
MADDE 96 –

(Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 6) Bu Kanunun 20 nci ve 21 inci maddelerinde yazılı hükümlere aykırı hareket edenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md. “yüzmilyon lira”, para cezası verilir.

MADDE 97 –

(Değişik Birinci Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 7) Devlet çekici ile damgalanan ağaçları keserken bu damgayı orman idaresince tespit edilen şekilde dip kütükte bırakmayanlarla damgalı ağaçları tespit edilen hadde nazaran daha yüksekten kesenlere kesilen her ağaç için (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “ellimilyon lira” para cezası verilir.

Bu kanunun 27 nci maddesinde yazılı damga çekiçlerini taklit edenler veya taklit fiiline iştirak etmeksizin kullananlar Türk Ceza Kanunu’nun 333 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre cazalandırılırlar.

MADDE 98 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 43) 31 inci, 32 nci ve 33 üncü madde hükümlerine göre, köylülere zati ihtiyaçları ile köy müşterek ihtiyaçları için verilen orman emvalini; yerinde kullanmayıp herne surette olursa olsun elden çıkaranlar, bunları veriliş gayesine uygun kullanmayanlar, yapacak emvalin vasfının bozulması nedeniyle izin almadan yakanlar orman idaresinden izin almadan imal edilmek gayesiyle de olsa başka yere götürenler, kullandıktan sonra sökerek veya yıkarak enkaz halinde bulunduğu köy hudutları dışına çıkaranlar veya yapacak emvali aldığından itibaren bir yıl içerisinde 35 inci maddede belirtilen yapı sistemine uygun inşaat yapmayarak bu emvali elden çıkaranlar ile bu maddede belirtilen her türlü emval her ne surette olursa olsun alan veya kabul edenler, iki aydan bir seneye hapis ve onbeşbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

Yukarıdaki fıkrada yazılı eylemleri işleyenlerin her birinden ayrı ayrı, suç konusu emvalin rayiç değerinin iki misli tazminat olarak alınır.
MADDE 99 –

(Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 8) 37 nci madde gereğince verilen izinlerde gösterilecek tedbir ve şartlara riayet etmeyenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “ellimilyon lira”, para cezası verilir.

MADDE 100 –

(Değişik : fıkra, 18/11/2003 – 4999/12 md.)

41 inci maddeye aykırı olarak her çeşit orman emvalini nakliye tezkeresiz, faturasız veya sevk irsaliyesiz, damgaya tâbi olanları damgasız olarak nakledenler 108 inci madde gereğince cezalandırılır.

Nakliye tezkeresini değiştirmeksizin ağaç, odun, kömür ve diğer orman mahsullerini taşıyanların malları, kaçak olup olmadığının incelenmesi için 84 üncü maddede gösterilen şekilde alıkonulur. Kaçak olmadığı ve nakliyesinin yenilenmediği tahakkuk ederse, alıkonulan mallar derhal taşıyana teslim edilerek nakliyesi verilir.

Malların kaçak olduğu anlaşılırsa 108 inci madde hükmü tatbik olunur.

(Değişik Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 9)

Nakliye tezkeresini değiştirmeden nakliyat yapanlara (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “birmilyar lira” para cezası verilir. Ormandan kesilen ağaçlardan damgaya tabi orman emvalini damgasız olarak orman idaresinin istif yerlerine götürenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “beşyüzmilyon lira” para cezası verilir.

MADDE 101 –

(Değişik Birinci ve ikinci fıkralar: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 10) Yazılı olarak yapılan tebligat tarihinden itibaren iki yıl içinde 50 nci maddede yazılı işaretlerle ormanların hudutlarını belli etmeyen hususi orman sahiplerine (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “beşmilyar lira” para cezası verilir.

Orman sahipleri bu cezanın kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde yine bu mükellefiyeti ifa etmezler ise bunlara (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “onmilyar lira”, para cezası verilir.

Son hükmün infazından itibaren 1 yıl içinde tahdit muamelesi yine yapılmadığı takdirde masrafı bilahara orman sahibinden alınmak üzere bu muamele orman idaresi tarafından yapılabilir.
MADDE 102 –

(Değişik Birinci Fıkra: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 11)

51 inci madde gereğince tanzim, kabul ve tasdik oluan orman amenajman planlarında ormanın imarı, geliştirilmesi, ağaçlandırma yapılması, hastalık ve haşerelerle mücadele edilmesi gibi yapılmasına lüzum gösterilen işleri plan dairesinde ve verilen müddet içinde yapmayan ve gerekli tedbirleri almayan orman sahiplerine (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “beşmilyar lira” para cezası verilir.

Bu cezanın infazından sonra, orman sahipleri kendilerine verilecek mühlet içinde bu işleri yapmazlar veya lüzumlu tedbirleri almazlarsa bunlar orman idaresi tarafından yapılır ve masrafları tamamen kendilerinden alınır.

MADDE 103 –

(Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 12) 67 nci madde hükümlerine aykırı hareket edenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.)”birmilyar lira” para cezası verilir. Devlet veya her kime ait olursa olsun yeniden orman yetiştirme veya orman boşluğu ile göçük, devrik ve heyelan gibi hallerle meydana gelen açıklıkları doldurmak veya satış maksadıyla işlenen sahalarda geçici olmak kaydıyla yapılan tohumlama alanlarıyla fideliklere herhangi bir şekilde veya hayvan sokulması veya girmesi suretiyle orman yetiştirme alanlarında zarara sebebiyet verenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “üçmilyar lira”, diğer alanlarda zarara sebebiyet verenlere (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “birmilyar lira” para cezası verilir.

MADDE 104 –

(Değişik Birinci Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 49) 68 inci maddedeki mecburiyete riayet etmeyenler bir aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Orman idaresine ait telefon şebekesi ve tesislerine her türlü alet ve malzemesine zarar verenler Türk Ceza Kanunu’nun 391 inci maddesi gereğince cezalandırılırlar.

Bu suç Haziran ayı başından Ekim ayı sonuna kadar devam eder, yangın mevsiminde işlenirse caza iki misline çıkarılır.

MADDE 105 –

(Değişik Birinci Fıkra: 04.07.1995 – 4114 Sayılı Kanun, Madde 3) 69 uncu maddeye göre ormanlarda vukua gelecek yangınları söndürmek için yetkili memurlar ve orman teşkilatı tarafından yangın mahalline gitmeleri emrolunmasına veya mahalli mutat vasıtalarla ilan edilmesine rağmen orman yangınını söndürmeye gitmekten imtina edenler veya gidip de çalışmayanlar ve verilen işi yapmayanlar hakkında mahallin en büyük mülki amiri tarafından beşmilyon lira para cezası uygulanır. Bu miktar Bakanla Kurulunca üç misline kadar artırılabilir.

(Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 50) Ancak bu cezaya tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ilgililer mahalli sulh ceza mahkemesine itirazda bulunabilir. Bu itiraz evrak üzerinde incelenir, bu konuda verilen kararlar kesindir.

Bu maddede yazılı memurlarla orman teşkilatında vazifeli olanlardan yangın yerine yardım göndermiyenlerle alaka göstermiyenler Türk Ceza Kanunu’nun 230 uncu maddesinin 2 nci fıkrasına göre cezalandırılırlar.

MADDE 106 –

Bu kanunun 72 ve 73 üncü maddelerine muhalif hareket eden veya ettirenler Türk Ceza Kanunu’nun 230 uncu maddesinin 2 nci fıkrası gereğince cezalandırılırlar.

MADDE 107 –

(Değişik: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 13) 74 üncü maddede gösterilen tedbirlere riayet etmeyenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından (Değişik : ibare, 18/1//2003 – 4999/14 md.) “ikiyüzmilyon lira” para cezası verilir.

MADDE 108 –

(Değişik Birinci ve ikinci Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 52) Orman mallarının bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kesildiğini, taşındığını veya toplandığını bildiği halde, taşıyanlar, biçenler, işleyenler, kabul edenler, kullananlar, atanlar, satın alanlar veya bulunduranlar bir aydan bir seneye kadar hapis ve beşbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkrada yazılı fiillerin, ticarethane sahibi olsun olmasın her türlü orman ürünü ticareti ile uğraşanlarla, kar maksadıyla aldıkları orman mallarını işleyerek her şekilde olursa olsun alet ve eşya haline dönüştürdükten sonra satanlar tarafından işlenmesi halinde, bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüzellibin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile cezalandırılır.

Suç mevzuu kaçak orman mahsulünün kıymeti hafif ise, 2 nci fıkradaki cezalar yarısına indirilerek, fahiş ise bir misline çıkarılarak hükmolunur.

Kaçak orman mallarının taşınmasında kullanılan canlı ve cansız bütün nakil vasıtaları kime ait olursa olsun idarece zapt ve mahkemelerce müsaderesine hükmolunur.

(5, 6 ve 7. fıkralar: An.Mah. E. :1966/1, K.: 1966/21, T.: 19.04.1966 s. kararı ile iptal)

MADDE 109 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 53) Ağaçlarda bulunan resmi damga ve numaraları bozanlar ve orman hudutlarındaki taksimata mahsus işaretleri ve levhaları ve orman kadastrosunda sınır noktalarını gösteren sabit taş veya beton kazıkları, ormanlardaki otlak, yaylak ve kışlakların sınır işaretlerini kıranlar, kaldıranlar, belirsiz hale getirenler, yerlerini değiştirenler bir aydan bir seneye kadar hafif hapis ve binbeşyüz liradan onbin liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır.

MADDE 110 –

(Değişik: 04.07.1995 – 4114 Sayılı Kanun, Madde 4) 76 ncı maddenin;

a) (a) bendinde belirtilen fiili işleyenler birmilyon lira para cezası ile,

b) (b) ve (c) bentlerinde belirtilen fiilleri işleyenler bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve onmilyon liradan ellimilyon liraya kadar ağır para cezası ile,

c) (d) bendinde belirtilen fiili işleyenler bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ellimilyon liradan üçyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile,

Cezalandırılır.

Tedbirsizlik ve dikkatsizlik ile orman yangınına sebebiyet verenler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve ikiyüzmilyon liradan beşyüzmilton liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Orman alanında yangın sonucu hasıl olan zarar fahiş ise mahkeme suça mahsus cezayı yarısına kadar artırır. Hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir. Yangın, bir şahsın hayatını tehlikeye koymuş olduğu takdirde ceza dörttte bir oranında, ölüm meydana gelmiş ise ayrıca yarı nisbetinde arttırılır.

Kasden orman yakanlar on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve beşyüzmilyon liradan birmilyar liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir. Bu fıkradaki suçun işlenmesi nedeniyle yanan orman alanı üç hektardan fazla olduğu takdirde verilecek ceza bir kat arttırılır ve yangın bir şahsın hayatını tehlikeye koymuş olduğu takdirde verilecek ceza ayrıca bir katt daha arttırılır. Ölüm meydana gelirse müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir.

Terör amacı ile bir örgüte mensup kişi veya kişilerce Devlet ormanlarını yakanlar yirmidört yıldan otuz yıla kadar ağır hapis, beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cesazına mahkum edilir. Yanan orman alanı bir hektardan fazla olduğu veya bir şahsın hayatını tehlikeye koyduğu takdirde müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir. Yangın sebebiyle ölüm meydana gelirse fiili işleyen veya işleyenlere ölüm cezası verilir.

Terör amacı ile bu suçu işleyenler hakkındaki davalara 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun gerğince Devlet Güvenlik Mahkemelerince bakılır.

Bu maddede gösterilen cezalar 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü madde hükmü uygulanmaz.

MADDE 111 –

Bu kanunun 3 üncü maddesiyle orman rejimi altına alınan yerlerde ve 23, 24, 25 inci maddeler gereğince muhafaza ormanı ve milli park olarak ayrılmış ormanlarda, ormanlara mütaallik suçları işliyenlerin müstahak olacakları ceza iki misli olarak hükmolunur.

MADDE – 111/a – (Ek: 03.11.1988 – 3493 Sayılı Kanun, Madde 15) Bu Kanunda mercii belirtilmemiş idari para cezaları, orman işletme şefleri tarafından verilir. Bu Kanuna göre verilen idari para cezalarına dair kararlar ilgililere Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. İtiraz, zururet görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre orman idaresince tahsil olunur.

MADDE 112 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 54) Bu Kanunla yasaklanan; dikiliden ağaç kesilmesi dışındaki fiillerin işlenmesi nedeniyle meydana gelen zarar için istek halinde ayrıca gerçek zarar üzerinden tazminata hükmolunur.

Gerçek zarar;

A) Suç konusu orman emvali ağaçtan elde edilmiş ise; suçun işlendiği yere en yakın orman idaresi satış yerinde suç konusu orman emvalinin bir evvelki yıla ait bilanço döneminde yapılan açık artırmalı satışlarda, aynı cins ve türdeki emval için beliren satışlar ortalamasından, bu tür emvale ait o dönemde yapılmış kesim, taşıma ve istif giderlerinin çıkarılmasıyla elde olunacak birim fiyat üzerinden hesap edilir.

B) Suç konusu fidan ise; suçun işlendiği yıl, aynı fidanların her birisinin dikimi ve arazi hazırlanması için hesaplanacak gerçek masraflar ile o yıla kadar kesilen fidanlar için yapılmış bakım giderleri toplamı bir misli fazlasıyla tazmin ettirilr.

C) Ormanlardan temin olunan ve değeri para ile ölçülebilecek diğer her türlü orman emvalinin gerçek zarar birim fiyatı ise (A) bendi hükmüne kıyasen hesaplanır.

Orman işletme müdürlükleri, görev alanları içerisinde bulunan her ilçe merkezi için ayrı olmak üzere, bu madde hükümlerine göre ormanlardan elde edilebilecek her türlü emval için tazminata esas olacak birim değerlerini, her yılın ikinci ayının yirminci gününe kadar bir cetvel halinde tespit ve tanzim edip bağlı bulunduğu orman bölge başmüdürlüğüne tasdik ettirerek bu cetvelleri ilgili bulundukları ilçelerde belediyeler vasıtasıyla ilan ettirilip, derhal birer nüshalarını mıntıkasındaki Cumhuriyet savcılıklarıyla ceza ve hukuk mahkemelerine ve bu davaların takip olunacağı kendi birimlerine gönderir. Bu cetveller ertesi yılın ikinci ayının son günü akşamına kadar geçerli sayılır. Yargı organları, bu cetvellere göre tazminata hükmederler.

MADDE 113 –

(Değişik: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 55) Bu Kanunla yasaklanan fiilin dikiliden ağaç kesilmesine taalluku halinde ağaç müsadere edilmiş olsa dahi talep halinde hükmolunacak tazminat mahalli rayice göre hesaplanır.

Mahalli rayiç; suçun işlendiği yere en yakın orman satış istif yerinde, suç konusu orman mahsulü emvalin bir evvelki yıla ait bilanço döneminde yapılan açık artırmalı satışlarda aynı cins ve türdeki emval için beliren satışlar ortalamasıdır.

112 nci maddenin son fıkrası hükmü bu madde için de geçerlidir.

MADDE 114 –

(Değişik: 23.09.1986 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 56) Her türlü orman suçları ile tahrip olunan vaya yakılan sahalar için, bu Kanununda yazılı tazminattan başka ayrıca, ağaç cinsine göre cari yıl içindeki mahalli birim saha ağaçlandırma gideri esas tutularak ağaçlandırma masrafına da hükmolunur.

112 nci maddenin son fıkrası hükmü bu madde için de aynen uygulanır.

ALTINCI FASIL

MÜTEFERRİK HÜKÜMLER

MADDE 115 –

(Değişik: 23.09.1986 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 57) Devlet ormanları üzerinde kamu yararına yapılacak her türlü yapı ve tesisler için herhangi bir şekilde irtifak hakkı tesisi Maliye ve Tarım ve Orman Bakanlıklarının iznine bağlıdır.

MADDE 116 –

(Değişik: 23.09.1986 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 58) Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen orman sayılmayan yerlerdeki ağaç ve ağaçcıklardan, sahipleri aşağıda yazılı şekillerde faydalanırlar:

(Değişik : “A” bendi, 1 nci fıkra, 18/11/2003 – 4999/13 md.)

A) (Ç) ve (E) bentlerinde yazılı yerlerden, (D) bendindeki şehir mezarlıklarından, (H) bendindeki her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerden (kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri hariç), sahipleri her türlü zâti ihtiyaçları ve pazar satışları için hiçbir kayıt ve şarta tâbi olmadan kesim ve taşıma yapabilir.

(Ek Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 15) Kesilen ağaçların Develet Ormanlarında bulunan ağaç nevilerinden olması halinde bu ağaçlar için bir tutanak düzenlenir, ayrıca damga ve nakliye tezkeresi aranmaz.

B) (Değişik Fıkra: 22.05.1987 – 3373 Sayılı Kanun, Madde 15) (F) ve (G) bentlerinde yazılı yerlerden, (D) bendinde belirtilen kasaba ve köy hudutları içerisindeki mezarlıklardan, (H) bendindeki fıstık çamlıkları, palamut meşeliklerinden sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları mahalli orman idaresine haber vermek ve bir tutanakla tevsik edilmek suretiyle karşılanabilir. Bu durumda damga ve nakliye tezkeresi aranmaz. Bu yerlerden sahiplerinin pazar satışları için yapacakları her türlü kesimler, keşif, damga ve nakliye işlemlerine tabidir. Orman idaresinin yapacağı masraflar arazi sahiplerinden peşin olarak tahsil edilir.

(Ek : fıkra “B” bendi, 18/11/2003 – 4999/13 md.)

Kızılağaçlıklar ile aşılı kestaneliklerin sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları ile pazar satışları için yapacakları kesimler; keşif, damga ve nakliye işlemlerine tâbi olmayıp köy muhtarlığınca düzenlenecek belge ile yapılır.

MADDE 117 –

08.02.1937 tarihli ve 3116 sayılı, 24.03.1950 tarihli ve 5653 sayılı kanunlar meri’yetten kaldırılmıştır.

EK MADDE 1 –

(Ek: 19.07.1971 – 1444 Sayılı Kanun, Madde 1; 23.09.1983 – 2896 s. Y. m.61 ile yür.kld.)

EK MADDE 2 –

(Ek: 20.06.1973 – 1744 Sayılı Kanun, Madde 2) 6831 sayılı Kanunda geçen Ziraat Vekaleti deyimi, Orman Bakanlığı olarak ve aynı Kanunun 45 inci maddesinde geçen “Tahdit Komisyonları deyimi”, “Orman Kadastro Komisyonları” olarak değiştirilmiştir.

EK MADDE 3 –

(Ek: 20.06.1973 – 1744 Sayılı Kanun, Madde 2) Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde oturan halkın kalkındırılmasına katkıda bulunmak amacıyle Orman Bakanlığı emrinde bir fon teşkil edilmiştir.

A) Bu fonun gelirleri:

a) 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 31, 32, 33 ve 35 inci maddeleri gereğince verilenlerle dış memleketlere ihraç edilenler ve Devlet Orman İşletmelerince Devlet kereste fabrikalarına satılan tomruklar hariç olmak üzere Devlet Orman İşletmeleri ve kereste fabrikalarından tomruk, yarı mamul kereste ve ikincil ürün alanlardan satış bedeli üzerinden % 3 oranında tahsil olunacak hisseden;

b) Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesinden kurulmuş olan fondaki paradan;

c) (Değişik Fıkra: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 59) 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri gereğince verilecek izin veya irtifak haklarına dayanılarak, Devlet ve diğer kamu tüzelkişileriyle özel hukuk tüzelkişilerince kar gayesi bulunmaksızın ve kamu yararına hizmetlerde kullanılmak üzere yapılacak tesisler dışındaki her türlü tesisin, proje tplam bedelinden orman sahasına isabet eden kısmının yüzde üçü (% 3’ü) oranında alınacak hisseden;

d) Her yıl genel bütçenin binde birinden az olmamak üzere genel bütçeden yapılacak yardımdan;

e) Orman işletmeleri ve Devlet kereste fabrikaları senelik safi karlarından alınacak % 10 hisseden;

f) Faiz, ikramiye ve her çeşit bağışlardan;

Teşekkül eder. Bu gelirlerin tahsili için düzenlenen kağıtlar Damga Vergisinden ve tahsil işlemleri harçtan muaftır.

B) (A) fıkrasının (a) bendi gereğince alınacak, hisse, satış bedelinin müşteriden fiilen tahsil edildiği ayı takibeden ay içinde satışı yapan Devlet Orman İşletmeleri ve kereste fabrikaları tarafından fon hescabına yatırılır.

C) (Değişik Fıkra: 05.06.1975 – 1906 Sayılı Kanun, Madde 3) (A) fıkrasının (b) bendinde yazılı fon, bütün hak ve vecibeleriyle Orman Bakanlığına devredilmiştir. Bu fonda mevcut para, bu kanunla kurulan fon hesabına kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde ödenir ve verilmiş olan kredilerin taksitleri de sözleşmelerindeki koşullar dahilinde Orman Bakanlığınca tahsil olunur.

Ç) Genel Bütçeden yapılacak yardımlar, en geç mali yıl sonuna kadar fon hesabına aktarılır.

D) (A) fıkrasının (c) bendi gereğince alınacak hisse, izin veya irtifak hakkı tesisini müteakıp ilgililer tarafından en geç bir ay içinde fon hesabına yatırılır. Yatırılmadığı takdirde verilmiş olan izin veya irtifak hakkı tesisi işlemi hükümsüzdür.

E) (A) fıkrasının (e) bendindeki hisse, Orman İşletmeleri ve kereste fabrikalarının yıllık genel bilançosunun çıkarılmasını takibeden iki ay içerisinde ve iki eşit taksitle fon hesabına yatırılır.

F) İade: Dış memleketlere ihraç edilen ürünler için evvelce ödenmiş bulunan fon hisseleri, Orman ve Gümrük İdarelerinden alınacak vesikalar ibraz edilmek şartiyle ürünün ihracedildiği tarihten itibaren altı ay içinde satıcının Orman Bakanlığına müracaatı halinde, müracaat tarihini takibeden ay içinde fon hesabından iade olunur.

G) Fon paralarının yatırıldığı banka: Bu kanunla teşkil olunan fon paraları Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasında Orman Bakanlığı emrinde açılacak özel bir hesaba yatırılır. Bu hesabın kullanılma şart ve esasları Maliye ve Orman Bakanlıkları ile T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünce hazırlanacak yönetmelikte tespit edilir.

H) Fonun kullanılması ve harcamalar: Fonun kullanılması bakımından yapılacak her çeşit harcamalar, genel muhasebe, Artırma, Eksiltme ve İhale kanunları hükümlerine bağlı olmayıp, bu fonun kullanılmasına ve borçlandırılmalarda hangi hallerde faiz alınacağına ve bu faizin hadlerine ilişkin şekil ve esaslar en geç üç ay içinde Maliye, Orman, Köy İşleri ve İçişleri bakanlıklarınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunca onaylanacak yönetmelikte belli edilir.

I) Hesap dönemi ve denetim: Fonun hesap dönemi mali yıldır. Orman Bakanı fon ita amiri olup Maliye Bakanlığınca bu bakanlık emrine bir fon saymanı tayin edilir. Bilanço ve kesinhesap, ertesi yılın Temmuz ayı içinde Sayıştay’a verilir. Sayıştayca denetim, yönetmelikteki özellik ve esaslara göre yapılır.

İ) Bu kanunun yayımı tarihinden önce satışa çıkarılmış olan ürünlerden (A) fıkrasının (a) bendinde yazılı hisse alınmaz.

J) (Ek Fıkra: 05.06.1975 – 1906 Sayılı Kanun, Madde 4) Orman Bakanlığı emrinde teşkil edilen bu Fon’a ilişkin dava ve icra takipleri Orman Genel Müdürlüğünce, 3904 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır.

EK MADDE 4 –

(Ek: 20.06.1973 – 1744 Sayılı Kanun, Madde 2) 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3 üncü ve 24 üncü maddelerine göre orman rejimine alınan sahalar ile Orman yetiştirilmek üzere sınırlanan bölgeler içinde şahısların özel mülkiyetinde olup da Orman bütünlüğünün korunması için devlet ormanlarına katılmasında zaruret bulunan tarım arazisinin satın alınması maksadı ile Orman Bakanlığı bütçesine her yıl on milyon liradan az olmamak üzere gerekli ödenek konur.

EK MADDE 5 –

(Ek: 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 60) Bu kanunun 2, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 31, 32, 33, 35, 40, 57, 63, 84, 112, 113, 114, 115, 116 ncı maddelerinin uygulanmasıyla ilgili şekil, şart ve esaslar ile orman alanlarından her türlü yararlanma karşılığı alınacak bedel miktarlarının tespiti ve tahsiline ilişkin hususlar için Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikler. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulur.

EK MADDE 6 –

(24.05.2000 gün ve 4569 sayılı Kanunun 2 inci maddesi ile eklenmiştir.) 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun ek 9 uncu maddesi hükümleri Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğüne bağlı döner sermaye işletmeleri hakkında uygulanmaz. Şu kadar ki, bu döner sermayelerin konsolide bilançolarının karla kapanması halinde tahakkuk eden kurumlar vergisinin mahsubundan sonraki kan üzerinden her yılın mayıs ayının sonuna kadar % 10 oranında Hazine hissesi Genel Bütçeye irat kaydedilir.

EK MADDE 7 –

(Ek : madde, 18/11/2003 – 4999/15 md.)

Bu Kanunun 95 ve 97 nci maddelerinde yer alan para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.

EK MADDE 8 –

(Ek : madde, 18/11/2003 – 4999/16 md.)

Bu Kanun ile 9.8.1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanununa tâbi alanlarda bulunan yerler ile bu yerler üzerindeki yapı ve tesisler, yirmidokuz yıla kadar kiraya verilebilir. Ancak, kiracının Çevre ve Orman Bakanlığınca belirlenen yerlerde; kiralanan alan miktarının 5 (Beş) katı kadar ağaçlandırma yapması zorunludur.

YEDİNCİ FASIL

MUVAKKAT HÜKÜMLER

GEÇİCİ MADDE 6 –

(Ek: 20.06.1973 – 1744 Sayılı Kanun, Madde 3; 23.09.1983 – 2896 Sayılı Kanun, Madde 61 ile yür.kld.)

GEÇİCİ MADDE 7 –

(24.05.2000 gün ve 4569 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile eklenmiştir.) Orman Genel Müdürlüğü döner sermaye işletmeleri bünyesinde bulunan ve bir yıl içinde beş ayı geçmemek üzere münhasıran yangınla mücadele hizmetlerinde çalıştırılacak geçici işçiler için, Orman Genel Müdürlüğü 2000 yılı katma bütçesinde yeni tertip açılır. Şu kadar ki, bu tertibe yedek ödenekten aktarılacak tutar, vize edilen toplam 45 000 adam/ay kullanımı kapsamındaki yangın işçilerinin ücret ve ikramiye harcamalarının gerektirdiği miktarı geçemez.

MADDE 118 –

Bu kanun neşri tarihinde mer’iyete girer.

MADDE 119 –

Bu kanun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.